hd film izle film izle demirdöküm demirdöküm servis bosch servis vaillant servis eca servis ariston servis
 

BEDESTEN

Bedestenler, Kervansaraylar, Hanlar, Çarşılar, Köprüler, Ticarî ve Sosyal Yapılar, Ticaret Tarihi...

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Anasayfa Tarihî Fuarlar
TARİHÎ FUARLAR

1867 Evrensel Sergisi’nde Türkiye

E-mail Print PDF

Frans Outendirck / "1867 Evrensel Sergisi’nde Türkiye"

1867 Paris Evrensel Sergisi sebebiyle Türkler hakkında kaleme alınan eserlerden biri de Frans Outendirck tarafından yazılan 1867 Evrensel Sergisi’nde Türkiye adlı kitaptır. Sadrazam Mehmet Emin Ali Paşa’ya ithaf edilen kitapta, Orta Asya steplerinden başlayarak çok geniş bir şekilde Türklerin ve Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihi anlatılmıştır.

"Doğuda bütün hayat, ikamet edilen yerlerin yakınında idame edilmekte, din ile bütünleşik olan ve kaynağını İlahi Yaratıcı’dan alan ahlakî değerler de bu sabit yerleşim gibi durağan kalmaktadır. Bu gerçekten de apaçık olan durağan oluşum, Doğunun iyiliğini ve ihtişamını önümüze getirmektedir. Bunun sonucunda ortaya sukûnetli, kuvvetli ve bir o kadar da ciddî ilham nüvesi çıkmakta ve insanlar bundan herhangi bir sıkıntı duymamaktadır. Bir sanat ya da sanayi örneği etrafında dönen ve geçmişine, güncel mevzuata ve hukuka bağlı kalan hayatlar yalnızca geçmişten gelen köklerine sahip çıkarak bağlı kalmaktadır.

Osmanlı sanayi ürünlerine kendi beşiklerinde, kendi çerçevelerinden ve esin kaynağı olan kendi güneş ışığı parıltısı arasından hayranlık beslenmesi gereklidir. Bu ürünlerin üzerinde kendisine has mavi bir gökyüzü, etrafında yine kendine has bir yeşillik ile öz bir armoni bu hayranlığa eşlik etmektedir. Paris’teki Champs-de-Mars’da Iena noktası ile Askeri Okul arasında kalan alanda minaresiyle beraber bir Türk Camii, bir Mısır tapınağı, bir Emir Sarayı yer almakta ancak bu eserler, ışıktan ve renkten uzak oldukları için tedirgin bir ifade yansıtmaktadırlar.

Diğer yandan ise, Doğu ile ilgili olarak kafamızı meşgul eden bir başka husus ise ürünlerimizin, düşük fiyatla arz edilerek yoğun şekilde tüketilmesi ve hatta ürünlerimizin ayağa düşmesidir. Bizim demiryolu ağları ile sarmaya çalıştığımız ya da okyanus yataklarının denizaltı kablolarına ev sahipliği yaptığı ve mühendislerimizin bilimsel bakış açılarıyla en karanlık noktalarını kuşattığı tüm dünyayı sarıp sarmalamak için gerekli pamuğu işleyen çıkrıklar; bizim Doğu ile olan uyumumuzda mütevazi faktörler olmaktadır. Zamanı, boşluğu, hayatı tamamen tüketiyoruz ve her bir buluş ondan sonraki güne taşınan yeni bir buluşun bir nebze üstünde olmamaktadır.

Doğuda işçi ve üretici benzer kaygılara sahip değildir. İşçinin ortaya koyduğu iş sakin ve sabır ürünüdür. İşçi, yarattığı şeyin aynı fikir ve inançtan esinlenen başkaları tarafından kullanılacağını bilir. Takdir kaynağının yeteğinden doğduğunu ve ürettiği şeyin fiyatı ne olursa olsun piyasada kendine yer bulacağını bilir."

http://kutuphane.ifm.com.tr/Kitap-19_-yuzyil-fuarlarinda-osmanli-imparatorlugu_5.html

 

1862 Londra II. Evrensel Sergisi

E-mail Print PDF

1862 Londra II. Evrensel Sergisi

<p> Londra’da ikinci kez düzenlenen Evrensel Sergi Kensington Garden’da kurulmuştu ve bir bina ile iki yan bölümden oluşmaktaydı.</p>

Osmanlı İmparatorluğu’nun katıldığı üçüncü uluslararası sergi de, ikinci kez iştirak ettiği Londra II. Evrensel Sergisi’dir. Kensington Garden’da kurulan sergi sarayı bir ana bina ile iki yan bölümden oluşmaktaydı. Pavyon sisteminin geçerli olduğu bu sergide, her pavyon köşk biçimindeydi. Ayrıca sanayi ve tarım ürünlerinin yanı sıra güzel sanatlar için de sergide bir bölüm ayrılmıştı. Bu sergi için dönemin sadrazamı Fuad Paşa’nın oğlu Nazım Bey, Osmanlı’yı temsilen sergi komiseri olarak görevlendirilmiştir.1

Londra sergisi için yayımlanan 29 Cemaziyelâhir 1278 tarihli bir takrirde, ilk kez ürünlerin uluslararası sergilere gönderilmesinin İmparatorluk hazinesine önemli malî yükler ve külfetler getirdiği hatırlatılır. Bu nedenle de Mayıs 1862 tarihinde açılacak sergiye iştirak edilmemesinin düşünüldüğü vurgulanarak, “ancak bu durumun Osmanlı İmparatorluğu’nun ziraat, sanayi ve sanat sahalarındaki ilerlemesinden yabancı devletlerin şüphe etmelerine sebep olabileceğinden” bu düşünceden vazgeçildiği ifade edilir. Yine de malî sıkıntılar sebebiyle, bazı sınırlamalar getirilir ve sadece maden, hububat ve sanayi ürünlerinden oluşan numunelerin masrafları devlet tarafından karşılanacağı beyan edilir. Ayrıca Londra II. Evrensel Sergisi’nde I. Londra ve Paris sergilerinde dikkati çeken mamullerin tekrar teşhir edilmesinin faydalı olacağı kanaati de paylaşılır.2

Bu dar imkanlara rağmen Osmanlı İmparatorluğu’nun II. Londra Sergisi’nde ürünlerini sergilediği alan, I. Londra Sergisi’ne göre iki misli alandan daha fazladır. İmparatorluktan gelen ürünler 25 pavyonda sergilenmiştir. II. Londra Sergisi’nde de Osmanlı ürünleri büyük çapta ödül almıştır. Sergi sonunda kurulan uluslararası jüriler tarafından yapılan değerlendirmede, Osmanlı ürünleri 83 madalya ile 44 mansiyon kazanmıştır.

<p> Sanayi devriminin başladığı İngiltere’de ilk kez düzenlenen Evrensel fuarlara İngilizlerin de ilgisi oldukça yoğun olmuştur. (Üstte)</p> <p><br /></p> <p> Modern anlamda sanayinin oluşmasını sağlayan ve seri üretimin başladığı İngiltere’de düzenlenen sergiye, Henry Bessemer de yeni icad ettiği bir makinasıyla katıldı. (Altta)</p>

Londra’ya gönderilecek eşyalarla ilgili işlemleri yürütmek üzere Ticaret Müşteşarı Server Efendi’nin başkanlığında bir komisyon kurulur. Sergiye ilgi, beklenenin üzerinde olur. Zira çeşitli sektörlerden sergiye katılmak üzere 787 üretici müracaat eder.3

Read more...
 

1855 Paris Evrensel Sergisi

E-mail Print PDF

1855 Paris Evrensel Sergisi

Londra’da açılan ilk evrensel sergiden sonra ikinci sergi, 1853 yılında ABD’nin New York şehrinde açılmıştır. Ancak mesafenin uzak oluşu gibi nedenlerden dolayı Osmanlı İmparatorluğu bu sergiye katılamadı. New York Evrensel Sergisi’nden iki yıl sonra bu kez Fransa’nın başkenti Paris’te üçüncü uluslararası sergi açıldı. İmparatorluk, ikinci uluslararası sergi deneyimini buraya katılarak yaşadı. Serginin, İngiltere ve Fransa’nın Osmanlı’nın yanında Rusya’ya karşı savaştığı 1855 Kırım Savaşı’na rastlamasına rağmen sergiye ilgi oldukça büyük olmuştur. Osmanlıların, bu sergiye katılmalarında, İngiltere ve Fransa ile ittifak içinde bulunması da önemli bir nedendir.

Esasen Paris Evrensel Sergisi, Fransa İmparatoru III. Napolyon’un sanayi, ticaret ve sanata karşı liberal yaklaşımını göstermek istemesinin bir sonucu olarak düzenlenmiştir. III. Napolyon, bu uluslararası gösteri için büyük ve hesapsız harcamalar yaparak, gücünü ispat etmek, ne denli ilerici fikirlere önem verdiğini vurgulamak istemiştir.

Serginin açılışını Fransa İmparatoru Napolyon ile İngiltere Kraliçesi Victoria birlikte yapmışlardır. III. Napolyon’un serginin açılışında dile getirdiği bir gerçek, bugüne de ışık tutması ve onu Avrupa’nın birliğine ilişkin ilk işaretleri veren devlet adamı kılması bakımından ilginçtir: “Bu sergi, Avrupa’nın tek bir aile oluşturmasına büyük katkıda bulunacaktır.”1

Kırım Savaşı nedeniyle müttefik olduğu Fransa’da düzenlenen bu sergiye Osmanlı devletinin yanı sıra Osmanlı basını da büyük ilgi göstermiştir. Sergiyle ilgili haberler, özellikle Ceride-i Havadis gazetesinde hem öncesinde hem sonrasında sıklıkla yer almıştır. Sergi için oluşturulan komisyon, katılacak ürünlerin bir an önce eyaletlerden gelmesini temin etmek için zaman zaman gazetelere haber sızdırmıştır. Bunlardan biri de 22 Cemaziyelevvel 1271 (10 Şubat 1855) tarihinde Ceride-i Havadis’te yer almıştır. Haberde, “Paris’te açılışı kararlaştırılan sergiye diğer devletler tarafından her türlü eşyanın gönderileceği gibi Memalik-i Mahrusa (Korunmuş Osmanlı ülkeleri) ürünü olarak Saltanat-ı Seniyye (Yüce saltanat) tarafından da gönderileceğine dayanarak geçende bütün valiler, mutasarrıflar ve diğer memurlara bu hususta emir verilmiş ve tebliğat yapılmıştı” hatırlatmasında bulunularak, bu konuda diğer eyaletlerden daha hızlı davranan Halep eyaleti takdir edilmiş ve İstanbul’a yakın olduğu halde henüz ürünlerini göndermeyen eyaletlere örnek olarak gösterilmiştir.

<p> 22 Cemaziyelevvel 1271 (10 Şubat 1855) tarihinde Ceride-i Havadis’te yer alan bir haberde Paris Sergisi’ne gönderilecek eşyanın ulaştırılmasında bütün eyaletlerden daha hızlı davranan Halep Eyaleti’nden övgü ile bahsedilmektedir.</p>


Konuyla ilgili haber şöyle devam etmektedir:

“…Halep eyaleti dahilinde bulunan yerlerin mahsulatı ve sanayi ürünleri kapsamında istenilmiş bulunan eşya bu sefer tamamen ve eksiksiz olarak gelmiş olup gelen eşyanın görünüm ve güzelliğine rağmen yüce zatının bilgileri çerçevesinde olduğu gibi oralar ahalisinin medeniyet usullerinin semerisi (meyvesi) olan ve arzu edilen sanayinin her türlü ürünün tamamlama ve yerine getirme konusundaki özenlerinin yanı sıra Halep valisi devletlü paşa hazretlerinin de bu suretle anılan eşyaları çarçabuk göndermesi ve hızlı hareket etmesine yani Halep eyaleti uzak bir yer olduğu halde her yerden önce gönderilmesi için gösterilen özen ve itina ile gerçekleştirilen gayret ve çaba doğrusu takdir ve tebrik edilmeyi hak ettiğinden durumun ilan edilmesine gerek duyuldu.”2

<p> 7 Cemaziyelahire 1271 (25 Şubat 1855) tarihli ilgili gazetede, Paris’de düzenlenecek sergiye “büyük imparator, kral ve hükümdarların gelmesi” beklendiğinin altı çizilerek, “bu kişilerin ikametlerine ayrılacak saray ve misafirhanelerin döşenmekte olduğu ve süslemelerinin yapıldığı” belirtilmektedir.</p>


Yine Şubat 1855 tarihinde Ceride-i Havadis’te yer alan iki haberde içeriği itibariyle önemlidir. 7 Cemaziyelahire 1271 (25 Şubat 1855) tarihli ilgili gazetede, Paris’de düzenlenecek sergiye “büyük imparator, kral ve hükümdarların gelmesi” beklendiğinin altı çizilerek, “bu kişilerin ikametlerine ayrılacak saray ve misafirhanelerin döşenmekte olduğu ve süslemelerinin yapıldığı” belirtilmektedir.3

Kırım Savaşı nedeniyle, Paris Sergisi’nin yapılmayacağı yolundaki haberler de Osmanlı basını tarafından özenle yalanlanmış, yapılacağı dair haberler yer almıştır. Bu bağlamda 15 Cemaziyelevvel 1271 (3 Şubat 1855) tarihli Ceride-i Havadis nüshasında, serginin savaş nedeniyle yapılmayacağı yolundaki halk arasındaki konuşmalara değinilip serginin vaktinde ve saatinde açılması için her türlü hazırlığın devam ettiğine dikkat çekilmektedir. Bu yöndeki şayialardan etkilenerek,çalışmalarını ağırdan alacak sergi mimarlarına yönelik olarak şu ifadeler yer almaktadır:

“ … (Sergi) binalarında ve diğer yerlerinde inşaat ve onarım sözleşmesi yaparak çalışmakta olan mimarlara belirtilmiş olan zamanda açılışa yetiştirmezlerse, yaptıkları işlerden doğacak olan ücretlerinin verilmeyeceği bildirilmiştir.”4

<p> Kırım Savaşı nedeniyle, Paris Sergisi’nin yapılmayacağı yolundaki haberler de Osmanlı basını tarafından özenle yalanlanmıştır.</p> <p> (15 Cemaziyelevvel 1271 (3 Şubat 1855) tarihli Ceride-i Havadis nüshası.)</p>


Osmanlı İmparatorluğu, bu sergiye katılacak ürünlerin belirlenmesi için, tıpkı 1851 Londra Evrensel Sergisi’ne olduğu gibi mahalli meclis ve memurları görevlendirdi. Onlardan bölgelerinden sergiye gönderilecek ürünleri seçmelerini ve muntazam bir şekilde İstanbul’a ulaştırmalarını talep etti. Yine İstanbul, İzmir, Selanik, Trabzon, Aydın, Halep, Niş, İşkodra, Draman, Şam, Niğde, Bozok, Kayseri, Amasya ve Bursa başta olmak üzere İmparatorluğun birçok bölgesinden 2000 bini aşkın ürün toplandı. Seçilen ürünlere vergi ve gümrük muafiyeti tanınarak, ulaşım masrafları da hükümetçe üstlenildi. İlk kez bu sergiye, İmparatorluktan sanat eserleri gönderildi.5

Sergide yer alan Uşak, Görde; Demirci, Kula, Afyonkarahisar, Siva ve Hereke halı ve seccadeleri, Tophane Fabrika-i Hümayun ürünleri, Şam tüfekleri, beşli ve gümüş yaldızlı Yanya tabancaları, bakır ve bronzdan mangal, karavana ve tepsiler, davul, zurna, kemençe gibi Doğuya özgü müzik aletleri, çekmece dolap, nalın gibi süslü ve kabartmalı ahşap eşya, altın ve gümüş işlemeler, İncirköy Fabrika-i Humayunu yapımı porselen ve cam eşyalar, Çanakkale seramikleri, Kütahya çinileri, fırınlanmış topraktan yapılma çubuk lüle ve biblolar Osmanlı 19. yüzyıl el sanatlarının topluca görülmesine imkan sağlamıştır. Ayrıca bu sergide İstanbul’dan Pascal Artin’in tarafından yapılan ve Osmanlı, İngiliz ve Fransız ittifakını simgeleyen bir anıt projede yer almıştır.

Paris Evrensel Sergisi’nde ilk defa bölümlemeye gidilerek, Tarım ve Endüstri ile Güzel Sanatlar olmak üzere iki ana bölüm oluşturulmuştur. Paris Sergisi, kendi türünde güzel sanatlara geniş yer ayıran ilk sergi olma özelliğini de taşımaktadır. Sanayi ve tarım ürünlerinin sergilenmesi için Endüstri Sarayı inşa edilirken, sanat ürünleri için de Güzel Sanatlar Sarayı yapılmıştır.6

Serginin Mayıs 1855’te açılması planlanmışken, Kırım Savaşı nedeniyle açılış bir ay ertelenmiştir. Sergide Bab-ı Ali’yi Hariciye Teşrifatçısı Kamil Bey temsil etmiştir.7

Sergi sonunda, sergilenen eşyaları ödüllendirmek için sergiye katılan devletlerin gönderdiği temsilcilerden oluşan komisyonlar kurulmuştur. Bu komisyonlar,yaptıkları değerlendirme sonrasında, Osmanlı ürünlerine 27 madalya ve 20 mansiyon ödülü verilmiştir.8

1955 Paris Sergisi’ne katılım, Londra Sergisi gibi yoğun olmuştur. Hatta sergi sonrası gazetelerde yer alan haberlere göre, Londra’dan Paris’e gelen komisyon da savaş şartlarına rağmen “Paris Sergisinin açılması, mevcut şartlara rastlamasına rağmen Londra Sergisinden hiç farkı olmadığını” tescil etmiştir.9

Yine aynı habere göre sergiyi her gün 1.500 asker de ücretsiz olarak ziyaret etmiştir. Ayrıca devlet okulları öğrencilerine de haftada bir kere sergiyi gidip görme ve inceleme imkanı verilmiştir.10

<p> Osmanlı Devleti Kırım müttefik Fransa’nın Paris’te düzenlediği sergiye büyük destek vermiş ve savaşa rastlamasına rağmen serginin Londra Sergisi’nden “hiç farkı” olmadığı gazetelerde yer almıştır.</p> <p> (Üstteki gazete kupüründe / Ceride-i Havadis, 6 Ağustos 1855)</p> <p> </p> <p> Çok sık verilen Paris sergi haberlerinin birinde de sergiyi her gün binlerce asker ile devlet okulu öğrencilerinin ücretsiz olarak ziyaret ettiği belirtilmiştir.</p> <p> (Alttaki gazete kupüründe / Ceride-i Havadis, 6 Ağustos 1855)</p>

Paris Sergisi sonrasında, Osmanlı hükümeti, Kırım Savaşı müttefiki Fransa’ya bir jest yapmıştır. Sergide yer alan ürünler, sergi sonrasında satışı bedeli ya da daha fazla bir değerde satılarak, elde edilen gelirle bir piyango tertip edilerek ve gelirinin Kırım Savaşı’na katılan Fransız askerlerine verilmesi kararlaştırılmıştır. Konuya ilişkin Ceride-i Havadis’te yer alan haber şöyledir:

“Paris’te açılmış olan serginin kontrolü asaletli Prens Napolyon Hazretlerinin uhdelerine havale edilmiş olup serginin sona ermesinde Devlet-i Aliyye’nin (Yüce Osmanlı Devleti) ve diğerlerinden bazılarının sergide bulunan malları, kazancı ve ticareti sonucunda elde edilecek para miktarı, Fransa Büyük Devleti’nin zaferler kazanmış askerlerinden Kırım ordularına yazılmış ve burada gayret ve başarı göstermiş olanlarına bağışlanması ve verilmesi kararlaştırılmış olduğu geçenlerde açıklanarak yazılmıştı.

Bahsi geçen mallar ve eşyalar mevcut hali ile satılması durumunda elde edilecek değeri ile piyango çekilişi düzenlenmesi halinde iki kat değer bulacağı düşünülerek yukarıda anılan Prens tarafından piyango düzenlenerek yazılmak isteyenlere ilan edildiği Paris gazetelerinde görülmüştür." 11

 

Paris Evrensel Sergisi’nde yer alan Osmanlı ürünleri:

• İzmit fabrika-ı Hümayunu’nda dokunmuş olan 55 adet elbiselik kumaş, yünlü dokuma, iç çamaşır, şal ve keçe nümuneleri,

• Uşak, Görsek, Demirci, Kula, Afyonkarahisar, Sivas ve Hereke’den gönderilmiş 52 adet halı ve seccade,

• Büyük bir kısmı Zeytinburnu Fabrika-ı Hümayunu mamulü olan 61 çeşit yünlü ve pamuklu dokuma ile Yeniköy (Boğaziçi) atölyelerinde imal edilmiş renkli mendiller,

• Ereğli fabrikası mamulü olan tafra, saten, kadife ve ipekli dokumalar, Şam kumaşları, Serez yünleri, Bursa tülleri, Kıbrıs krepleri ve helali adı verilen tül dokumalardan oluşan 168 adet numune,

• Keçe, İnce kumaş, merinos dokumaları, çuha habanileri üzerine yapılmış işlemelerden müteşekkil 68 adet numune,

• 37 adet ham ipek, kaytan, düz ve bükülmüş keten ve pamuklu ipliği numunesi

• 31 adet şerit numuneleri, bunlar arasında özellikle kılıç kınları, kuşak, kemer ve at koşumları,

• Beyrut atölyeleri ile Hereke Fabrika-i Hümayunu mamulü 10 adet kurdele ve şerit numunesi,

• 13 adet tuhafiyeci nümunesi, bunlar arasında bilhassa Fehane-i Hümayunu’nda imal edilmiş fesler ile Konya ve Amasya’dan gönderilmiş keçe, tekke ve çorap,

• Ekseriyeti Selvi Burnu Fabrika-i Hümayunu mamula 53 adet kösele, kürk, maroken deri, kuzu, çakal ve kaplan derileri numunesi,

• Kandiye ve İstanbul’daki askeri atölyelerden gönderilmiş 15 çift kundura, potin ve terlik,

• 12 adet şark tipi eyer,

• Tophane Fabrika-i Hümayunu mamulleri, Şam tüfekleri, beşli ve gümüş yaldızlı Yanya tabancalarından müteşekkil 44 adet ateşli ve kesici silah,

• 15 adet hırdavat numunesi,

• Bakır ve bronzdan mamul 20 adet mangal, karavana, tepsi vs.

• Davul, zurna, kemençe, gibi şarka mahsus 23 adet müzik aleti,

• Manastır, Şam, Yanya ve İşkodra gibi bölgelerden gönderilmiş 50 adet moda ve süs eşyası,

• 107 adet çekmece, dolap ve nalın gibi ağaç mamulü süslü ve kabartmalı eşya,

• 30 adet mermer, kaymak taşı, damarlı taş, siyah Kudüs taşı ve diğer taş mamulleri numunesi,

• 29 det seramik mamulleri, bunlar arasında özellikle İncirköy Fabrika-i Hümayunu mamulü porselen ve cam eşyaları, Çanakkale çanak çömlekleri, Kütahya çinileri, fırınlanmış topraktan mamul çubuk lüle ve biblolar.

• Krem, güzel kokular, kokulu sabun, Kızanlık ve Kandiye gül ve sirke suları ile Konya nane suyundan oluşan 20 adet parfüm numunesi

• 18 adet şeker ve şeker mamulü, bunlar arasında İstanbul lokumu, sebze ve meyva ezmeleri, pekmez vs.

• Kıbrıs ve Kandiye şarapları, Kızanlık ve Kandiye rakıları ile Gemlik sakızlarından oluşan 13 numune

• 24 adet zeytin, susam, ceviz, badem ve haşhaş yağı numunesi,

• 12 adet tuz ve amonyak numunesi, bunlar arasında şap, güherçile, soda ve sodyum klorür,

• Buğday, çavdar, mercimek ve fasulye unu ile patates nişastasından oluşan 27 numune,

• 32 adet meyva, bitki ve tohum numunesi, bunlar arasında Sayda şeker kamışı, beyaz Halep mantarı ve Kandiye kaparileri,

• Çoğu Sakız Adası’ndan gönderilmiş sakız , Konya’dan gönderilmiş çam sakızı ve Serez’den gönderilmiş katran tortusundan oluşan 7 adet zamk ve reçine numunesi,

• 6 adet kök ve lif numunesi,

• Kök boya, Yanya kırmızı boyası, safran, Kudüs çiviti ve Konya Sumak ağacı yaprağından oluşan 19 adet boya ve tanen numunesi,

• 36 hayvansal ürünler, bunlar arasında bal, balmumu, deve ve tavşan içyağı, koza, keçi kılı, Sayda kırmızı böceği, Kandiye sünger ve mercanı,

• Dövme demir, Lübnan ve Manastır’dan gönderilmiş maden, Demirhisar ve Nevrekop’dan gönderilmiş demir sülfat, Drama ve Trabzon’dan gönderilmiş gümüş galen, bakır, bakır sülfat, bakır pirit, krom ve krom oksit ve İzmir’den gönderilmiş kırmızı topraktan müteşekkil 28 numune,

• Nevrekop’tan gönderilmiş ametist, Bursa’dan gönderilmiş amyant, Sivas’tan gönderilmiş zımpara taşı, Edirne’den gönderilmiş talk, mika, tebeşir ve kireç taşı, Tokat’tan gönderilmiş oniks, Lübnan’dan gönderilmiş sarkit ile Kandiye’den

gönderilmiş renkli mermerlerden oluşan 39 adet numune,

• 15 yanabilir maden munumesi, bunlar arasında Kastomonu ve Lüsnan’dan maden kömürü, linyit, bitum, kükürt, Halep’den katran ve Kandiye’den gazyağı,

• Nihayet sıvı minareler içerisinde Manastır’dan gönderilmiş atlara içirilen bir adet demir ihtiva eden su numunesi.12

 

Paris Evrensel Sergisi’nde ödül alan Osmanlı ürünleri:

• Maden alaşımı için İstanbul’dan Mihranduzoğlu’na,

• Tarım ürünleri için Trablusgarp eyaletine,

• İpek kozaları için Beyrut’dan Mourgue et Comp. ile Hamadi’ye,

• İncir ürünü için Aydın Vilayeti’ne,

• Susam yağı için Edirne Vilayeti’ne,

• Yumuşak buğday için Konya Vilayeti’ne,

• Kuru üzüm için İzmir Vilayeti’ne,

• Mısır ürünü için Canik Sancağı’na,

• Fıstık ürünü için Halep Vilayeti’ne,

• Arpa için Amasya Vilayeti’ne,

• Beyaz buğday için Kandiye’ye,

• Kuru üzüm için Filipe Vilayeti’ne,

• Kıbrıs ve Olimpiya Dağı şarapları için Bursa’dan Falkeysen et Comp.’na,

• İlaç ve tıbbi cihaz koleksiyonu için İstanbul’dan Della-Sudda’ya,

• Şark silah arması için Osmanlı İmparatorluğu’na,

• Siyah yün korseler için İzmir Fabrika-i Hümayunu’na,

• Sarı ve kırmızı bakır mamulleri için Anadolu ve Rumeli eyaletlerine,

• Kurdele ve şeritler için Hereke Fabrika-i Hümayunu’na,

• Ham ipek için Beyrut’tan Dalgue Mourgue,

• Ham ipek için Bursa’dan Agop Çubukcuyan’a,

• Beyaz ibrişimler için Bursa’dan Pavlaki’ye,

• Bütün İmparatorlukta yapılan altın ve gümüş işlemeler için Osmanlı İmparatorluğu’na,

• El işi ve yün örgüler için Yanya Vilayeti’ne,

• Çeşitli dokuma ve başlıklar için Feshane-i Hümayun’a,

• Keçe mamulleri için Bursa’dan Ali Ağa’ya,

• Arap kesimi örgüler için İstanbul’dan Hacı Bekir Ağa’ya,

• Arnavut kesimi işlemeli elbiseler için İstanbul’dan Mustafa Ağa’ya,

• Vişne ağacından imal edilmiş ağızlıklar için İstanbul’dan Artin’e,

• Keten ve pamuklu giysiler için Trabzon’dan Fabrikatör Hacı Usta’ya,

• İşleme ve dantelalar için İstanbul’dan Gülmezoğlu’na,

• Süslü terlikler için İstanbul’dan Hacı Hüseyin Ağa’ya,

• Pipo ve bastonlar için Afyon Karahisar’dan Ahmet Usta’ya,

• Takke ve benzeri mamuller için İstanbul’dan torbacılar Kahyası Mustafa Ağa’ya,

• Çeşitli ağızlıklar için Sivas’taki atölye sahiplerine,

• Kırmızı topraktan mamul lüleler için İstanbul’dan Hurşit Ağa’ya,

• İşlemeler için bayan Marie’ye,

• Tütün keseleri için İstanbul’dan Stefan’a madalya,

• Osmanlı-İngiliz ve Fransa ittifakını sembolize eden bir anıt projesi için İstanbul’dan Pascal Artin’e.13

 

1. Semra Germaner, "Osmanlı İmpartorluğunun Uluslararası Sergilere Katılımı ve Kültürel Sonuçları", Tarih ve Toplum Dergisi, Sayı 95, Kasım 1991, s.34.

2. Ceride-i Havadis, 22 Cemaziyelevvel 1271, Numara 727.

3. Ceride-i Havadis, 7 Cemaziyelahire 1271, Numara 729.

4. Ceride-i Havadis, 15 Cemaziyelevvel 1271, Numara 726.

5. Önsoy, a.g.e., s.199.

6. Germaner, a.g.e., s.34.

7. Önsoy, a.g.e., s.200.

8. Önsoy, a.g.e., s.202.

9. Ceride-i Havadis, 22 Zilkade 1271 (6 Ağustos 1855), Numara 751.

10. Aynı haber, Ceride-i Havadis, 22 Zilkade 1271(6 Ağustos 1855), Numara 751.

11. Ceride-i Havadis, 13 Cemaziyelevvle 1272 (21 Ocak 1856)

12. Önsoy, a.g.e., s.200-202.

13. Önsoy, a.g.e., s.203

http://kutuphane.ifm.com.tr/Kitap-turk-fuarcilik-tarihi_4.html

 

Sergi-i Umumi-i Osmani’den modern Türk fuarcılığına…

E-mail Print PDF

Sergi-i Umumi-i Osmani’den modern Türk fuarcılığına…

 

Türkler ilk kez 1851 yılında Londra Kristal Palas’taki bir etkinlikle uluslararası bir ticari sergiye katıldılar. 27 Şubat 1863 yılındaki İstanbul Sultanahmet Meydanı’nda organize edilen ilk Türk fuarı “Sergi-i Umumi-i Osmani”de, yine Türk fuarcılık tarihinin kilometre taşlarından biri olarak görülür kayıtlarda. Bu fuarı destekleyen ve uygulamasına ön ayak olan da, dönemin padişahı Sultan Aziz’dir. Gerek Londra’daki ve gerekse Sultanahmet Meydanı’nda yapılan bu sergi etkinliklerinin, o dönemdeki uygulamalarına ilişkin ilginç bilgileri aşağıda göreceğiz.Ancak bu konu üzerinde biraz daha detaylı  durmamızda yarar var:
Sergi-i Umumi-i Osmani için inşa edilen geçici fuar binası - 1863

Zaman, eğitim, yatırım ve ekip isteyen fuarcılığın ülkemizdeki gelişim süreci, geçmişte kalan bu iki tarihi sergi etkinliğinden günümüze, giderek kendi içinde gelişen ve özellikle son yıllarda bu temposunu müthiş  bir şekilde arttıran oldukça başarılı  bir eğri ve gelişim çizer. Burada önemli bir ayrıntıyı, önemli bir noktayı da atlamamak gerekiyor: Panayırlar Türk fuarcılığının bir yanında yer alan ve Anadolu’da yaygınlığı  yer yer günümüzde de izlenen, önemli etkinlik alanlarından biri de yerel panayırlardır.

Read more...
 

1851 Londra Evrensel Sergisi

E-mail Print PDF

1851 Londra Evrensel Sergisi

İngiltere tarafından 1851 yılında gerçekleştirilen Londra Büyük Sergisi, ilk uluslararası sergidir. Tüm milletlerin yer aldığı uluslararası bir sergi açma fikri, Fransa’da 1949 yılında düzenlenen ulusal bir sergiyi ziyaret eden Sir Henry Cole tarafından ortaya atılmıştır.1 İngiltere Parlamentosu’nun bu öneriye kabul etmesinin ardından, Sergi için bir komisyon oluşturularak hem büyük bir sergi binası inşası için hem de bütün ülkelerin sergide yer alması için çalışmalara başlanmıştır.

Londra Büyük Sergisi, uluslararası ve kültürler arası iletişimde yeni bir çağ başlatmıştır. Dünya çapındaki bu ilk büyük buluşmanın mimari tacı ise demir ve cam bir anıt olan Kristal Saray’dır. Kristal Saray, bir döneme damgasını vurmuş ve uzun bir süre sergi salonları için model işlevi üstlenmiştir. O dönem sergi anlayışı, sergiye katılan ülkelerin havasını, toplum yaşantısını aktaran bir mekan oluşturma düşüncesine sahiptir. Ne yazık ki, daha sonraları sergilerin giderek büyümesi, önemli bir ticarî rol üstlenmesiyle birlikte bu tür mekanlar ve yapılar pratik olmaktan çıkmıştır.

Londra Hyde Park’ta açılan serginin mimarlığını Joseph Paxton, süpervizörlüğünü de Matthew Whyatt üstlenmiştir. 26 dönüm alan üzerinde açılan sergiyi, 6 milyonu aşkın ziyaretçi gezmiştir. Ayrıca sergiye, aralarında İngiltere’nin yanı sıra ABD, Fransa, Felemenk ülkeleri, Osmanlı İmparatorluğu gibi ülkelerin de bulunduğu 28 ülke, 17 bin 62 sergiciyle katılmıştır. Sergiye çeşitli ülkelerden 22.000 dengin üzerinde eşya gönderilmiş, Çin’den de gözlemciler gelmiştir. Londra Sergisi’nde yenilik olarak, tabancalar, takma dişler ve telgraf gibi buluşlar da ye almıştır. Sergi, 1 Mayıs – 11 Ekim 1851 tarihleri arasında 6 ay süreyle açık kalmıştır.2

Read more...
 
  • «
  •  Start 
  •  Prev 
  •  1 
  •  2 
  •  Next 
  •  End 
  • »


Page 1 of 2


nakliyat evden eve nakliyat evden eve nakliyat gebze evden eve nakliyat