hd film izle film izle demirdöküm demirdöküm servis bosch servis vaillant servis eca servis ariston servis
 

BEDESTEN

Bedestenler, Kervansaraylar, Hanlar, Çarşılar, Köprüler, Ticarî ve Sosyal Yapılar, Ticaret Tarihi...

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Muğla'da tarihi yapı restorasyon bekliyor

E-mail Print PDF

Adı çok sahip çıkan yok

Kadir Tamer

Muğla - MevlevihaneMuğla’da Camiikebir Mahallesi’ndeki Şahidi Camii’nin hemen yanında bulunan halk arasında erenlerin ve dervişlerin kalması nedeni ile ‘Erenler Evi’, ‘Şahidi’nin Evi’ olarak bilinen iki katlı tarihi bina kaderine teslim oldu. Bin 800’lü yıllarda yapıldığı ve 200 yıllık geçmişe sahip iki katlı tarihi ev mülk sahiplerinin aralarındaki anlaşmazlık nedeni ile restore edilemeyince büyük bir kısmı yıkılırken, ayakta kalmayı başaran yapının diğer kısımları ise adeta çöplüğe dönüştü. Şahidi Cami’nin hemen yanında bulunan tarihi yapının Şadi Türbesi olarak kültür turizmine açılmak istendiği, fakat mülkiyet sorunu nedeniyle konakla ilgili restorasyon çalışmasına bir türlü başlanılamadığı iddia edildi.

Mahalle halkı tepkili

200 yıllık geçmişi bulunsan tarihi binanın son hali ise mahalle halkının tepkisine neden oldu. Mahalle sakinleri mülkiyet sorunun çözülememesi nedeni ile kaderine terk edilen tarihi evin restore edilebilmesi için yerel yönetimlerin bir an önce harekete geçmelerini istediler.

Şahidi Camii’nin hemen yakınında bulunan tarihi evin şu anki durumunun kötü bir görüntü oluşturduğunu belirten mahalle sakinleri, “Evin bulunduğu yerde çocuklarımız oyun oynuyor. İnsanlar bu evin bulunduğu sokaktan işlerine gidiyor. 200 yılı geride bırakmış olan bu konak çökme tehlikesiyle karşı karşıya. Böylesi bir tarihi yapıya sahip çıkılması gerekiyordu” dediler.

Muğla Erenleri ile yaptığı çalışmalarla tanınan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Namık Açıkgöz, Şahidi Cami’nin hemen yakınında bulunan tarihi evle ilgili olarak net bir bilginin bulunmadığını ancak halk arasında bu evin erenler tarafından kullanıldığı yönünde ki bilgilerin doğru olabileceğini kaydetti.

Mevlevi tekkelerin yakınlarında dervişlerin konaklayacağı yerler bulunduğuna dikkati çeken Namık Açıkgöz, “Klasik Mevlevi geleneğinde semahane, mutfak ve derviş evleri bulunmaktadır. Ancak burada Semahane var ama mutfak ve derviş evinin nerede olduğu bilinmiyor. Halk arasında da bu tarihi evin dervişler tarafından kullanıldığı yönünde bir takım bilgiler var. Evin 200 yıllık geçmişi olması, Şahidi Camii’nde mutfak ve derviş evlerinin bulunmayışı bu iddiaları kuvvetlendiriyor. Böylesi bir tarihi yapının bu hali üzücü bir olay. Bir an önce restore edilmeli” dedi.

Birçok adı var

Camikebir Mahallesi’nde ki Şahidi Camii’nin yanında bulunan tarihi bina birçok isimle adlandırılıyor. Halk arasında ise bu tarihi ev Erenler Evi ve Şahidi Hazretleri’nin kaldığı ev olarak adlandırılıyor.

http://www.hamlegazetesi.com.tr/adi-cok-sahip-cikan-yok/#sthash.cX7MWeOV.dpuf


 

NİĞDE- ULUKIŞLA SADRAZAM MEHMET PAŞA KERVANSARAYI

E-mail Print PDF

Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olan eser Sadrazam Mehmet Paşa tarafından 17. yy. başlarında yaptırılmıştır. Onarımı tamamlanan yapı kültürel amaçlı olarak hizmet verecektir.

 

BİTLİS - TATVAN KÜLLİCE KÖYÜ RAHVA (ELAMAN) HANI

E-mail Print PDF

Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olan eser 16. yüzyılda Van Beylerbeyi Hüsrev Paşa tarafından yaptırılmıştır. Onarımı tamamlanan yapının turistik amaçlı veya kültürel tesis olarak kullanılması planlanmaktadır.

 

EDİRNE - ALİ PAŞA ÇARŞISI

E-mail Print PDF

EDİRNE - ALİ PAŞA ÇARŞISI

Çarşı 1561-1565 tarihleri arasında Sadrazam olarak görev Semiz Ali Paşa tarafından Babaeski İlçesinde bulunan eserlerine gelir getirmek üzere Mimar Sinan'a yaptırmıştır.

Yapı 300 m. uzunluğunda tipik arasta çarşıdır. Üzeri beşik tonozla örtülü ve tonoz kemerle takviye edilmiştir. İçte karşılıklı sıralanan kemerli dükkânlar yer almaktadır. Çarşının içinde bugün 100-110 adet dükkân yer almaktadır. Eski tarihlerde çarşının dışında yer alan ahşap dükkânları ile birlikte dükkân sayısı 300 sayısına ulaşmıştır. Çarşının iki ucunda kule ve balıkhane kapısı yer almaktadır. Bu iki kapıdan başka yan sokaklardan girişi sağlayan dört ayrı kapısı daha bulunmaktadır. Çarşının tam ortasında dua yeri bulunmaktadır. Çarşı geçirdiği yangından sonra Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarılmıştır.


http://www.vgm.gov.tr/icerikdetay.aspx?Id=115#1

 

İzmir Üniversitesi Tire'nin Tarihini Albümde Topladı

E-mail Print PDF

İzmir Üniversitesi Tire'nin Tarihini Albümde Topladı

İzmir Üniversitesi (İZÜ) sosyal projeleri arasında yer alan, Tire ilçesindeki tarihi eserleri koruma çalışmalarında bir adım daha tamamlandı.

İzmir Üniversitesi (İZÜ) sosyal projeleri arasında yer alan, Tire ilçesindeki tarihi eserleri koruma çalışmalarında bir adım daha tamamlandı. İlçenin tarihi zenginlikleri, fotoğraflarıyla beraber Türkçe ve İngilizce hazırlanan "İpek Yolu Üzerinde Tire" isimli albümde toplandı. Geleneksel el sanatları ve tarihi envanterinin internete aktarılması, Tire'yi Unesco Dünya Tarih ve Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne hem tarihi eserler hem de geleneksel el sanatları açısından aday yapmayı hedefleyen İZÜ, böylece hedefe bir adım daha yaklaşmış oldu.

Konu hakkında açıklama yapan İZÜ Rektörü Prof. Dr. Kayhan Erciyeş, "Albüm içinde Tire'deki tarihi eserlerin önemli bir kısmı, adres bilgileri ve tarihi özellikleriyle birlikte fotoğraflarıyla kayıt altına alınmıştır. Aynı zamanda tarihi mekanlar ve kültürel el sanatları, www.ipekyoluuzerindetire.com isimli sitede İngilizce ve Türkçe olarak web ortamına aktarılmıştır. Çok yakında Almanca olarak da yayına başlayacak web sitesiyle Tire'deki tarihi eserlerin uluslararası düzeyde tanıtımı çalışmaları hızlandırılacaktır." dedi. Rektör Erciyeş, albümün basımında Mali desteğini esirgemeyen ve sunuş yazısını yazan İzmir Valisi Cahit Kıraç'a, katkıları dolayısıyla Devlet eski Bakanı ve İZÜ İİBF Dekanı Prof. Dr. Sabri Tekir'e, albümü yayına hazırlayan İZÜ Tire'deki Tarihi Eserleri Koruma Komisyonu Başkanı Yrd. Doç. Dr. Meltem Öztürk'e ve komisyon üyesi Öğr. Gör. Ertuğrul Gökhan Kaçan'a teşekkür etti. Prof. Dr. Erciyeş, komisyon çalışmalarına başlandığında, projenin birlikte yürütülmesine karar verilen Tire Kültür Derneği'yle işbirliğinin de karşılıklı olarak sona erdirildiğini kaydetti.

"İpek Yolu Üzerinde Tire" albümünün, yakında düzenlenecek bir kokteylle kamuoyuna tanıtılacağını belirten Erciyeş, bundan sonraki hedefin Tire'deki bazı tarihi eserlerin ve kültürel el sanatlarının Unesco Dünya Tarih ve Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne adaylığı, 14. yüzyıldan kalma bir mescidin İZÜ Mimarlık Fakültesi tarafından restorasyonu olduğunu aktardı. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın yakından ilgilendiği projenin kısa zamanda başlayacağını, halihazırda İzmir Valiliği'nce mescidin mülkiyet durumunun araştırıldığını dile getiren Rektör Kayhan Erciyeş, Mimarlık Fakültesi'nin uygulama derslerini Tire'de yaparak tarihi mirasın tanıtımı ve korunması çalışmalarına bir destek daha vereceklerini sözlerine ekledi.

http://www.haberler.com/izmir-universitesi-tire-nin-tarihini-albumde-3866298-haberi/

 

İzmir Üniversitesi Tire'deki Tarihi Mirasın korunması için çalışıyor!

E-mail Print PDF

İzmir Üniversitesi Tire'deki Tarihi Mirasın korunması için çalışıyor!

Bir zamanlar, Tire dendiğinde, dünyanın en büyük pazarı ve hafta sonları tıklım tıklım dolan bir kaç restorantı dışında aklımıza çok az şey gelirdi. Tire’nin tarihi zenginliğini okumuş ya da bir yerlerden duymuştuk ama gerçekte çok az bilgimiz vardı. Gelinen noktada, “Tire’de ne tür bir tarihsel zenginlik var?“ diye sorulsa, saatlerce Tire’yi anlatabiliriz. Başka bir anlatımla Tire, üzerine onlarca kitap yazılabilecek, hakkında anlatılanların bıkmadan saatlerce dinlenebileceği ilginçlikte bir kasaba.

Bu eserler bir örümcek ağı gibi Tire’nin dört bir yanında. Adeta kasaba bir bütün olarak korunmayı gerektiriyor. Aradığınız eser, belki bir konutun bahçesinde, belki bitişiğinde, belki de yeni sandığınız binanın ta kendisi! Bizi en çok şaşırtan, bu eserlerin sayısı ve tarihsel önemi kadar, nasıl olup da kendisini bu kadar gizlemiş olduğuydu. Bizler, geç de olsa bunu keşfetmiş olmanın heyecanını taşıyoruz. Peki Tire’deki tarihi eserler nerelerde diye sorulsa, şüphesiz Tire’nin her yerinde yanıtını veririz.

ali efe hanıBu eserler sanki bir giz perdesinin gerisinde kalmış gibi. Bu durumun, yeni yaşam alanlarıyla tarihin iç içe geçmiş olmasından kaynaklandığını çok sonra farkettik. Sonunda onları, çevremize daha dikkatli bakarak keşfetmeyi öğrendik. Tire'ye yapmış olduğumuz onlarca geziyle yaşadık. Her gezimizde Tire’ye olan hayranlığımız katlanarak büyüdü ve her defasında Tire için bir şeyler yapma isteğimiz depreşti. Tire üzerine yaptığımız araştırmada, bu kasabanın resmi bir envanterinin yapılmadığını fark ettik.

Tire tarihini öğrenmek için Tire envanterinin yetkili kurumlarca çıkartılmasını beklemek de anlamlı değildi çünkü şu anki eserlerin bir kısmı daha, zamana yenik düşecekti. Tarihi bir süreç, kayda geçmeden yok olup gidecekti. Böylelikle, Üniversite olarak, bu eserlerin yapılış tarihine ve kullanım amacına, yapısal ve diğer özelliklerine dair bilgilere ve yeni adres kayıtlarına da yer verildiği bir Tire Tarih Albümü çıkartmaya karar verdik ve bu amaçla çalışmalara başladık.

Devlet Arşivlerinden derlediği bilgileri, Sn Munis Armağan bizimle paylaştı ve yanımızda bir profesyonel fotoğrafçıyla tek tek eserlerin yerlerine giderek fotoğraflarını çektik. Ardından Tire Kültür Derneğiyle ortak bir “İpek Yolu Üzerinde Tire“ isimli fotoğraf yarışması düzenledik. Katılımcılar, Türkiyenin dört bir yanından günü birlik foto safariler düzenlediler. Yarışmaya 600 eser katıldı ve bu sayı beklediğimizden çok fazlaydı. Çektikleri fotoğraflarla Tire’ye hayranlığımız daha da arttı. TRT Belgesel kanalı da “Fotoğrafçı Gözüyle Tire“ isimli bir belgesel hazırladı. Yarışma sonunda, kendi çabamızla elde ettiğimiz ve yarışmacıların gönderdikleri fotoğraflardan oluşan bir slayt gösterisi hazırladık ve içinde Tire’lilerin de yer aldığı seyircilere Tire tarihini anlattık.

Başka bir slayt gösterisiyle bu defa İzmir Üniversitesi'nin açılışına katılan Kültür Bakanı Sayın Ertuğrul Günay'a Tire üzerine yaklaşık 25 dakikalık bir sunum yaptık. Bu slaytları müzik dosyalarıyla birlikte sizler de sitemizden izleyebilirsiniz. Kültür ve turizm konusunda içinde bulunduğu projeler nedeni ile Üniversite’mizi tebrik eden Bakan Günay, Tire’den iki tarihi mekânın restorasyonu için bakanlık desteği vereceğine söz verdi. Ardından gittiği Tire’de tarihi mekanları yerinde gören Sayın Bakan, Tire’nin Safranbolu gibi olacağını ifade etti. Şu anda taslağını tamamlamış olduğumuz Tire Tarih Albümünün basımı aşamasındayız. Tire’deki tarihi eserleri daha önce görmeyenler ya da görüp de bu eserlerin özelliklerini bilmeyenler için bu sitenin iyi bir kaynak oluşturacağını düşünüyoruz. En büyük beklentimiz ise Tire’ye ve tarihimize sahip çıkma duyarlılığımızın artmasıdır.

Komisyonun oluşmasına öncülük eden, iki yılını Tire’ye adayan Komisyon Başkanı İzmir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Sn. Yrd. Doç. Dr. Meltem Öztürk‘e, web sayfasını hiçbir karşılık beklemeksizin tek başına oluşturan, Albümün hazırlanmasında en büyük zamanı ve eforu sarf eden İzmir Üniversitesi Öğretim Görevlisi Sn. Ertuğrul Gökhan Kaçan’a, çalışmalara Üniversite desteğini veren, güveniyle bizleri motive eden İzmir Üniversitesi Rektörü Sn. Prof. Dr. Kayhan Erciyeş’e, bizlere yol gösteren, maddi kaynak temininde ön ayak olan Devlet Eski Bakanı, İzmir Üniversitesi Öğretim Üyesi Sn. Prof. Dr. Sabri Tekir’e, maddi kaynağın sağlanmasında bize destek olan Tire eski Belediye Başkanı Sn. Sıtkı İçelli’ye, komisyon çalışmalarının başladığı günden bu zamana kadar her aşamada desteğini aldığımız İzmir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi Sn. Meriç Karagözler'e, Üniversitemizde görevliyken desteğini bizden esirgemeyen Dokuz Eylül Üniversitesi Ar. Gör. Sn. Nilgün Dinçer’e, Site harita oluşumunda, fotoğraf çalışmalarında bize destek veren İzmir Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Öğretim Üyesi Yrd. Doc. Dr. Sn. Atilla Toker'e, Devlet arşivlerinden derlediği bilgileri bizimle paylaşan ve yer gösterimlerini yapan Sn. Munis Armağan'a, maddi desteğini esirgemeyen Tire’li işadamı Sn. Rasih Kirazoğlu’na, Mondi-Kutsan Firması'na, web çalışmalarımızda desteğini esirgemeyen Sn. Volkan Fırat 'a, başta Sn. Aziz Şenol Filiz ve Sn. Birol Yayla olmak üzere, doyumsuz müziklerini web sayfalarımızda kullanmamıza izin veren Yansımalar Grubuna teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Meltem Öztürk

Tire'deki Tarihi Mirası Koruma Komisyonu Başkanı

Yrd. Doç. Dr.
İzmir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

http://www.ipekyoluuzerindetire.com/

Read more...
 

Piri Reis ve Türk Denizcilik Tarihi Sempozyumu

E-mail Print PDF

 

TTK, 2013 yılının Piri Reis Yılı ilan edilmesi vesilesiyle "Piri Reis ve Türk Denizcilik Tarihi Sempozyumu" düzenleyecek.

26 Eylül'de başlayacak ve üç gün sürecek sempozyum, Başbakanlık Osmanlı Arşivleri Kongre Salonları'nda gerçekleştirilecek.

TTK Başkanı Prof. Dr. Mehmet Metin Hülagü, uluslararası düzeyde yapılacak sempozyumda, Piri Reis'in 1513 dünya haritası, Kristof Kolomb öncesi İslam haritaları, Türk haritacılığına Alman etkisi, Piri Reis'in eserlerinin kartografik ve jeodezik açıdan değerlendirilmesi, Türkiye ve dünyada Piri Reis, Piri Reis'in bilim adamı, araştırmacı ve sanatçı kişiliği ve Kitab-ı Bahriye gibi konuların ele alınacağını bildirdi.

Piri Reis'in dünya tarihi ve coğrafyası için çok önemli bir isim olduğunu dile getiren Hülagü, "Bu nedenle sempozyuma İtalya, Mısır, Fransa, Yunanistan, Romanya, ABD, Portekiz, Hollanda, Avustralya, Irak, KKTC, Malta, Rusya Hindistan, İngiltere ve Türkiye'den çok sayıda bilim insanı, araştırmacı ve uzman isim katılacak" diye konuştu.
 

Kütahya'daki Büyük Bedesten Alışveriş Merkezi oldu.

E-mail Print PDF

Kütahya'da bir girişimci, Osmanlı İmparatorluğu'ndan kalan ve uzun süre sebze-meyve bedesteni olarak hizmet veren yaklaşık 600 yıllık bedesteni Alışveriş Merkezi (AVM) yaptı. Tarihi dokunun korunduğu Bedesten AVM'ye vatandaşlar büyük ilgi gösteriyor.

Kütahya'da Samanpazarı Mevkii'nde bulunan tarihi Büyük Bedesten Alışveriş Merkezi oldu. Kütahya Belediyesi'nin açmış olduğu ihale ile Bedesteni kiralayan girişimci Osman Özbey, tarihi günümüzle birleştirerek Alış Veriş Merkezi açtı.


"AVM BÜYÜK İLGİ GÖRÜYOR"

Kütahya'da çeşitli merkezlerde şubeleri olan bir Alış Veriş Merkezi zinciri işletmecisi Osman Özbey, Kütahya Belediyesi'nin Büyük Bedesteni kiraya çıkardığını duyunca ihaleye katılarak Büyük Bedesteni kiraladığını söyledi.

AVM işletmecisi Özbey, "Osmanlı'dan kalma Büyük Bedesten uzun yıllar Sebze Bedesteni olarak hizmet verdi. Son zamanlarda özelliğini kaybedince Kütahya Belediyesi burayı restore ettirdi. Daha sonra Bedesten El Sanatları Merkezi olarak açıldı. Fakat yine de gereken ilgiyi göremedi. Biz belediyenin açmış olduğu ihaleye katılarak bu yeri kiralayarak Alış Veriş Merkezi açtık. Bizim kadar Kütahyalılar da oldukça memnun oldu. Kütahyalılar büyük ilgi gösteriyor" diye konuştu.

Read more...
 

Osmanlı çeşmeleri restore ediliyor

E-mail Print PDF

Osmanlı döneminin önemli mimari eserlerinden olan İstanbul'daki Osmanlı çeşmeleri restore ediliyor

İstanbul'daki Osmanlı çeşmeleri restore ediliyor

Projeyi İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile İstanbul Ticaret Odası (İTO) birlikte yürütecek. İstanbul Ticaret Odası'nın 1 milyon TL'lik kaynak ayırdığı projede çeşmelerin restorasyon işlerini ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi Koruma Uygulama Denetim Bürosu (KUDEP) yürütecek. İBB ile İTO arasında başkanlar düzeyinde imzalanan protokole göre, bugüne kadar 43 çeşmenin restorasyon işlemlerinin tamamlandığı, 23 çeşmede ise çalışmaların devam ettiği belirtiliyor. İstanbul'da 11 bin 441 tescilli tarihî yapı bulunuyor. Sadece Kadir Topbaş döneminde 60 eserin ihyası için 80 milyon TL'lik bütçe ayrıldı. 70 milyon TL'ye mal olacak 20 eserin restorasyon çalışmaları da devam ediyor. 

İTO ayırdığı 1 milyon TL'lik bütçe ile bu yıl içinde 15 çeşmeyi restore ettirecek. Restorasyon sonrasındaki 3 yıllık süreçte de bakımlarını yine İTO üstlenecek. 

İTO'nun restorasyonunu üstlendiği çeşmeler şunlar; "İbn'ül Emin Ahmet Ağa Çeşmesi (Üsküdar), Kassam Çeşmesi (Üsküdar), Şehzade Numan Çeşmesi (Üsküdar), Bekardere Çeşmesi (Üsküdar), Şehzade Seyfettin Çeşmesi (Üsküdar), Mehmet Ağa Çeşmesi (Fatih, Kapı Ağası Çeşmesi (Fatih), Arapzade Abdurrahman Efendi Çeşmesi (Fatih), Sıbyan Mektebi Çeşmesi (Fatih), Bekir Ağa Çeşmesi (Fatih), Süleymaniye Su Haznesi -Hesap Çeşmesi (Fatih), El Hac Yakup Efendi Çeşmesi (Fatih), Mesih Paşa Çeşmesi (Fatih), Kaptan-ı Derya Sadrazam Hüseyin Paşa Çeşmesi (Fatih), Poligon Çeşmesi - İttifak Çeşmesi (Kağıthane)

Zaman/Muzaffer Salcıoğlu

 

Ayrılık Çeşmesi

E-mail Print PDF

Ayrılık Çeşmesi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Metro’nun Anadolu yakasındaki duraklarından biri olan Çayırbaşı Durağı’na “Ayrılıkçeşme” ismini vererek uzun zamandır Natüllüs isimli bir AVM’nin işgal ettiği İbrahim Ağa Çayırı’nın ve bu çayırın ayrılmaz bir parçası olan Ayrılık Çeşmesi’nin hatırasını yaşatmak istemiş. Ne güzel, değil mi?

    Güzel de, Ayrılık Çeşmesi, niçin Ayrılıkçeşme kılığına girmiş, anlayamadık. Türk kültürünün meseleleriyle yıllardır haşir neşir olan ve onlarca çalışmaya imza atan Sabri Koz da anlayamamış ve Beyaz Masa’ya defalarca müracaat ederek “Ayrılıkçeşme” söyleyişinin Türkçe olmadığını, dolayısıyla Ayrılık Çeşmesi diye değiştirilmesi gerektiğini ifade etmiş, fakat her seferinde red cevabı almış. Efendim, Paşabahçe, Fenerbahçe, Kadıköy, Valideçeşme deniyorsa, Ayrılıkçeşme de denebilirmiş. Bu ne demektir? Sabri Koz’un ifadesiyle, “yanlışın sayısı sürekli artsın, dilimizde, hayatımızda her gün daha fazla ağırlık hissettiren galat sözlere bir yenisi eklensin.”

    Çaresiz kalınca, Twitter yoluyla “Ben yenildim: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ayrılık Çeşmesi demeyi doğru bulmadı, Ayrılıkçeşme’de ısrar ederek yanlışa arka çıktı” notunu yayan Sabri Bey’in şu sözleri de insanın içini acıtıyor: “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde sözü dinlenir edebiyat insanlarının, Türkçe sevdalılarının sayısı hiç de az değil, ama herkes kendisine ‘sağır’ rolü biçerse ben de göğsümü gere gere ‘yenildim’ derim.”

    On altıncı yüzyıl sonlarında Kapıağası Gazanfer Ağa tarafından yaptırılan ve 1741 yılında Kapıağası Ahmed Ağa tarafından tamir ettirilen Ayrılık Çeşmesi, Reşat Ekrem Koçu’ya göre, “Müslüman İstanbul’un tarihinde zengin hatıraları olan” bir çeşmedir. Koçu’nun İstanbul Ansiklopedisi’nde anlattığına göre, her yıl, hacca gidenler, çocukları, akrabaları, dostları ve komşuları tarafından bu çeşmeden uğurlanırlardı. Sadece hacılar değil, İmparatorluğun Asya yakasında herhangi bir yere herhangi bir vesileyle gidenler, Ayrılık Çeşmesi’nden geçirilirlerdi. Yolcular, çeşmenin yanında şimdi mevcut olmayan namazgâhta da İstanbul’daki son namazlarını kılar, yola öyle çıkarlardı. Vali olarak tayin edilen vezirlerin de bu çeşmenin bu alanda yola çıkmadan muhteşem alaylar düzenledikleri biliniyor. Mesela Cabi Said Efendi, Vekayiname’sinde, Sivas’a vali olarak tayin edilen Baba İbrahim Paşa’nın Sultan II. Mahmud’un da seyrettiği muhteşem alayını uzun uzun tasvir etmiştir.

    Bu bilgiler, eskilerin tarifiyle Haydar-paşa’dan İbrahim Ağa’yı kıvrılırken sağda kalan tarihî çeşmeye niçin Ayrılık Çeşmesi isminin verildiğini açıklıyor.  Evet, Ayrılık Çeşmesi... Doğrusu budur. Fenerbahçe, Paşabahçe, Valideçeşme, Kadıköy söyleyişleri de Türkçe değil. Eski İstanbullular Fenerbahçesi, Paşabahçesi, Valideçeşmesi, Kadıköyü vb. derlerdi. Bir dilin grameri, sentaksı, mantığı, estetiği yerli yerinde duruyorsa, başka dillerden ne kadar kelime alınırsa alınsın, o dil kendisini korur. Asıl tehlikeli olan Ayrılık Çeşmesi’ni Ayrılıkçeşme yaparak dilin aslî yapısına müdahale etmektir.

    Bir zamanlar İstanbul’u Osmanlı tarihine ve kültürüne bağlayan her şeye düşmanlık hisleriyle dolu olanlar, mahalle ve sokak isimlerini de değiştirmişlerdir. Tarihî dokuları büyük bir hızla yok edilen şehirlerimizde isimler de değiştirilirse, bütünüyle tarihsizleşmiş olacağız. İsimler, dağları, nehirleri, şehirleri, semtleri, sokakları tarih ve kültürle irtibatlandırır. Defalarca değiştirilmiş sokak isimleri var. Düşününüz, doğduğunuz sokağa bir gün gidiyorsunuz, bakıyorsunuz ismi de, şekli de değişmiş. Bu değişiklikler bazen öylesine cahilce yapılıyor ki, kahrolmamak mümkün değil. Mesela Sultanahmet Camii’nin arkasındaki sokaklardan biri olan Karacehennem Sokağı’nın bu sokakta oturanların protestosu yüzünden Kutluğun diye değiştirildiğini Semavi Hoca’dan dinlemiştim. Sadece sokak sakinlerinin değil, Belediye yetkililerinin de, Karacehennem isminin Vak’a-i Hayriye sırasında Yeniçeri kışlalarını topa tutan İbrahim Ağa’nın lâkabı olduğunu bilmedikleri anlaşılıyor. Beyoğlu’ndaki Şehbender Sokağı’nın ismini de, “şehbender”in konsolos anlamına geldiğini bilmeyenler, “Bu olsa olsa Şeyh Bender’dir!” diyerek değiştirmişlerdi. Yanlıştan dönüldü mü, bilmiyorum.

devamı >>>

 

Great Sites on the Silk Road

E-mail Print PDF

Introduction to the Silk Road, by Dr. Nancy Steinhardt, Professor of East Asian Art and the Museum's Curator of Chinese Art

 

New silk road | новый шелковый путь | connecting China with western Europe by 2015

E-mail Print PDF

New silk road | новый шелковый путь | connecting China with western Europe by 2015

 


Page 3 of 17


RESTORASYON / KORUMA

ARKEOLOJİ

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

We have 254 guests online

nakliyat evden eve nakliyat evden eve nakliyat gebze evden eve nakliyat