hd film izle film izle demirdöküm demirdöküm servis bosch servis vaillant servis eca servis ariston servis
 

BEDESTEN

Bedestenler, Kervansaraylar, Hanlar, Çarşılar, Köprüler, Ticarî ve Sosyal Yapılar, Ticaret Tarihi...

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Anasayfa Çeşmeler
ÇEŞMELER

3. AHMET ÇEŞMESİ (İSTANBUL - SULTANAHMET MEYDANI)

E-mail Print PDF

3. AHMET ÇEŞMESİ (İSTANBUL - SULTANAHMET MEYDANI)

İstanbul’da Bâb-ı Hümâyun ile Ayasofya arasında XVIII. yüzyıla ait büyük meydan çeşmesi ve sebil.

Osmanlı dönemi Türk sanatının çeşme mimarisinde meydana getirdiği bir şaheser olan bu âbidevî çeşme, Sultan III. Ahmed tarafından yaptırılmıştır. Kitâbesinde belirtildiğine göre 1141 (172-829) yılında inşa edilmiş olup on dört kıtalık uzun tarih manzumesi Seyyid Vehbî’nindir. Ta‘lik hatla yazılan bu uzun kaside her cephede çeşmelerin üzerine ve sebillerin yukarılarına işlenmiştir. Marmara’ya bakan taraftaki kitâbeden öğrenildiğine göre bu eşsiz eserin yaptırılmasını Sadrazam Nevşehirli Damad İbrâhim Paşa tavsiye ederek gerçekleşmesine ön ayak olmuştur. Bu manzumenin son tarih beyti bizzat III. Ahmed tarafından söylendiği gibi yine onun tarafından çeşmenin Ayasofya’ya bakan esas cephesinde boydan boya tek satır halinde celî-sülüs hat ile yazılmıştır. Bu husus, beytin altındaki ketebeden açıkça anlaşılmaktadır. Çeşmenin 1141 Ramazanında (Nisan 1729) henüz bitmediği, “saf, beyaz ve damarsız” mermerlerin acele olarak gönderilmesi isteğiyle Marmara nâibine yollanan bir belgeden öğrenilmektedir. Fakat Sultan III. Ahmed bu muhteşem eserin her bakımdan tamamlandığını göremeden, 1730 Eylülü sonunda Patrona Halil ayaklanması ile tahtını kaybetmiştir. Çeşmenin mimarının kim olduğu bilinmemektedir. Pek çok yerde eserin, III. Ahmed döneminde Hassa başmimarı Kayserili Mehmed Ağa’ya ait olduğu yazılmış ise de bu iddiayı destekleyen hiçbir kayda rastlanmamıştır. Sadece kısa bir arşiv kaydı, Mehmed Ağa’nın çeşmenin alem ve şebekelerinin yaldızlanması işini üstlendiğini bildirmektedir. İlk yapıldığından günümüze gelinceye kadar III. Ahmed çeşme ve sebilleri büyük bir değişikliğe uğramamakla beraber, yakından incelendiğinde bazı yerlerinde geç tarihlerde yapılmış ufak tamirlerin yamaları ve izleri görülmektedir.

III. Ahmed Çeşmesi dört cepheli bir meydan çeşmesi olarak tasarlanmıştır. Kare biçimli planında dört köşede, dışarı yarım yuvarlak çıkıntılar halinde taşan üçer şebekeli sebilleri vardır. Her cephenin ortasında ise birer çeşme bulunmaktadır. Çeşmelerin iki tarafında mihrap biçiminde birer niş vardır. Yalnız bir cephede bu nişlerin yerine birer kapı açılmıştır. Bu kapılardan girildiğinde ortadaki sekizgen hazne ile dış duvarlar arasında çepeçevre bir dehlizin dolaştığı görülür. Bu dehliz vasıtasıyla sebilciler köşelerdeki sebillere ulaşarak buradan gerekli hizmeti veriyorlardı. Çeşmenin üstü çok geniş saçaklı ve dışı kurşun kaplı ahşap bir çatı ile örtülüdür. Bu çatının ortasında sekiz cepheli bir kasnak üstünde dilimli bir kubbecik yükselir. Dört sebilin üstüne isabet eden yerlerde aynı biçimde fakat biraz daha ufak ve alçak dört kubbecik vardır. Yine kurşun kaplı olan bu beş kubbenin de tepelerinde, içlerinde oyma yazı olan altın yaldızlı tunç alemler yer alır.

Read more...
 

Hansaray - Gözyaşı Çeşmesi

E-mail Print PDF

Hansaray - Gözyaşı Çeşmesi

Hansaray - Gözyaşı Çeşmesi

Han Sarayı'nın içinde destansı bir çeşme: 'Gözyaşı çeşmesi'... Hala tüm şiirselliği ile bir köşede durmaktadır. Mermer işçiliğinin tüm inceliklerinin sergilendiği çeşme hala sessiz sessiz ağlar gibidir. Her ne kadar yeri değiştirilmiş olsa da, damla damla gözyaşlarını akıtırken çıkardığı akustikten eser kalmasa da dünya edebiyatının en ünlü şiirlerinden biri bu çeşme için kaleme alınmıştır. Çar'a başkaldırarak sürgün yıllarını Bahçesaray'da geçiren Puşkin, Han Sarayı'nın bir köşesinde kalırken 'Bahçesaray Çeşmesi' şiirini yazacaktır. Bu şiirde Bahçesaray ismini kullandığı için Ruslar Bahçesaray ismini değiştirmeye cesaret edemeyecektir. Akyar'ın Sivastopol, Akmescid'in Simferopol olmasının aksine... Bahçesaray tıpkı mermer çeşmenin gözyaşı dökmesi gibi içten içe gözyaşı dökerken ismini bu gözyaşları sayesinde koruyacaktır.

Tatar atlılarının cesur akınlarının nal seslerini hatırlatan dizelerinde Han Sarayı'ndaki hüzünlü bir öyküyü anlatacaktır Puşkin. Aslında şair, Bahçesaray Çeşmesi'nin hüznünde kendi Afrikalı köklerini de bulur. Puşkin'inki daha farklı bir hüzündür. Şairin, çeşmenin ve Bahçesaray'ın hüznü, Kırım hanlarının akınlarındaki uğultulardan süzülen şiirsel bir ahenge dönüşür.

Puşkin'in Bahçesaray çeşmesi şiirinin Kırım Tatar lehçesiyle çevirisinde atlarıyla uçarcasına baskına giden süvariler şöyle anlatılır:

'Han sarayı titislenip, boşap kaldı; / Kırım-Giray kene ketti onı taşlap;

Tümen-tümen askerinen yat illerge, / Yat illerge yolga çıktı sefer başlap.

O kene de kasırgalı soguşlarda / Küskünlenip, kanga suvsap at oynata,

Lakin hannın yureginde başka türlü / Duygularnın alevleri gizli yata.'

Bugünün Türkçesiyle Gözyaşı Çeşmesi'ne de şöyle sesleniyor Puşkin:

'Aşk fıskiyesi, ölümsüz çeşme! / Sana armağan olarak iki gül getirdim.

Seviyorum bitimsiz konuşmanı / Ve şiirsel gözyaşlarını senin.

Çiseyen gümüşsü tozların / Serin çiğlerle kaplıyor beni:

Ak, ak durmaksızın sevinçli pınar! / Anlat, anlat bana bildiklerini'

(Çeviri: Ataol Behramoğlu)


http://yenisafak.com.tr/yazarlar/AkifEmre/kirim-ikinci-endulus/50562

 

Osmanlı çeşmeleri restore ediliyor

E-mail Print PDF

Osmanlı döneminin önemli mimari eserlerinden olan İstanbul'daki Osmanlı çeşmeleri restore ediliyor

İstanbul'daki Osmanlı çeşmeleri restore ediliyor

Projeyi İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile İstanbul Ticaret Odası (İTO) birlikte yürütecek. İstanbul Ticaret Odası'nın 1 milyon TL'lik kaynak ayırdığı projede çeşmelerin restorasyon işlerini ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi Koruma Uygulama Denetim Bürosu (KUDEP) yürütecek. İBB ile İTO arasında başkanlar düzeyinde imzalanan protokole göre, bugüne kadar 43 çeşmenin restorasyon işlemlerinin tamamlandığı, 23 çeşmede ise çalışmaların devam ettiği belirtiliyor. İstanbul'da 11 bin 441 tescilli tarihî yapı bulunuyor. Sadece Kadir Topbaş döneminde 60 eserin ihyası için 80 milyon TL'lik bütçe ayrıldı. 70 milyon TL'ye mal olacak 20 eserin restorasyon çalışmaları da devam ediyor. 

İTO ayırdığı 1 milyon TL'lik bütçe ile bu yıl içinde 15 çeşmeyi restore ettirecek. Restorasyon sonrasındaki 3 yıllık süreçte de bakımlarını yine İTO üstlenecek. 

İTO'nun restorasyonunu üstlendiği çeşmeler şunlar; "İbn'ül Emin Ahmet Ağa Çeşmesi (Üsküdar), Kassam Çeşmesi (Üsküdar), Şehzade Numan Çeşmesi (Üsküdar), Bekardere Çeşmesi (Üsküdar), Şehzade Seyfettin Çeşmesi (Üsküdar), Mehmet Ağa Çeşmesi (Fatih, Kapı Ağası Çeşmesi (Fatih), Arapzade Abdurrahman Efendi Çeşmesi (Fatih), Sıbyan Mektebi Çeşmesi (Fatih), Bekir Ağa Çeşmesi (Fatih), Süleymaniye Su Haznesi -Hesap Çeşmesi (Fatih), El Hac Yakup Efendi Çeşmesi (Fatih), Mesih Paşa Çeşmesi (Fatih), Kaptan-ı Derya Sadrazam Hüseyin Paşa Çeşmesi (Fatih), Poligon Çeşmesi - İttifak Çeşmesi (Kağıthane)

Zaman/Muzaffer Salcıoğlu

 

Ayrılık Çeşmesi

E-mail Print PDF

Ayrılık Çeşmesi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Metro’nun Anadolu yakasındaki duraklarından biri olan Çayırbaşı Durağı’na “Ayrılıkçeşme” ismini vererek uzun zamandır Natüllüs isimli bir AVM’nin işgal ettiği İbrahim Ağa Çayırı’nın ve bu çayırın ayrılmaz bir parçası olan Ayrılık Çeşmesi’nin hatırasını yaşatmak istemiş. Ne güzel, değil mi?

    Güzel de, Ayrılık Çeşmesi, niçin Ayrılıkçeşme kılığına girmiş, anlayamadık. Türk kültürünün meseleleriyle yıllardır haşir neşir olan ve onlarca çalışmaya imza atan Sabri Koz da anlayamamış ve Beyaz Masa’ya defalarca müracaat ederek “Ayrılıkçeşme” söyleyişinin Türkçe olmadığını, dolayısıyla Ayrılık Çeşmesi diye değiştirilmesi gerektiğini ifade etmiş, fakat her seferinde red cevabı almış. Efendim, Paşabahçe, Fenerbahçe, Kadıköy, Valideçeşme deniyorsa, Ayrılıkçeşme de denebilirmiş. Bu ne demektir? Sabri Koz’un ifadesiyle, “yanlışın sayısı sürekli artsın, dilimizde, hayatımızda her gün daha fazla ağırlık hissettiren galat sözlere bir yenisi eklensin.”

    Çaresiz kalınca, Twitter yoluyla “Ben yenildim: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ayrılık Çeşmesi demeyi doğru bulmadı, Ayrılıkçeşme’de ısrar ederek yanlışa arka çıktı” notunu yayan Sabri Bey’in şu sözleri de insanın içini acıtıyor: “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde sözü dinlenir edebiyat insanlarının, Türkçe sevdalılarının sayısı hiç de az değil, ama herkes kendisine ‘sağır’ rolü biçerse ben de göğsümü gere gere ‘yenildim’ derim.”

    On altıncı yüzyıl sonlarında Kapıağası Gazanfer Ağa tarafından yaptırılan ve 1741 yılında Kapıağası Ahmed Ağa tarafından tamir ettirilen Ayrılık Çeşmesi, Reşat Ekrem Koçu’ya göre, “Müslüman İstanbul’un tarihinde zengin hatıraları olan” bir çeşmedir. Koçu’nun İstanbul Ansiklopedisi’nde anlattığına göre, her yıl, hacca gidenler, çocukları, akrabaları, dostları ve komşuları tarafından bu çeşmeden uğurlanırlardı. Sadece hacılar değil, İmparatorluğun Asya yakasında herhangi bir yere herhangi bir vesileyle gidenler, Ayrılık Çeşmesi’nden geçirilirlerdi. Yolcular, çeşmenin yanında şimdi mevcut olmayan namazgâhta da İstanbul’daki son namazlarını kılar, yola öyle çıkarlardı. Vali olarak tayin edilen vezirlerin de bu çeşmenin bu alanda yola çıkmadan muhteşem alaylar düzenledikleri biliniyor. Mesela Cabi Said Efendi, Vekayiname’sinde, Sivas’a vali olarak tayin edilen Baba İbrahim Paşa’nın Sultan II. Mahmud’un da seyrettiği muhteşem alayını uzun uzun tasvir etmiştir.

    Bu bilgiler, eskilerin tarifiyle Haydar-paşa’dan İbrahim Ağa’yı kıvrılırken sağda kalan tarihî çeşmeye niçin Ayrılık Çeşmesi isminin verildiğini açıklıyor.  Evet, Ayrılık Çeşmesi... Doğrusu budur. Fenerbahçe, Paşabahçe, Valideçeşme, Kadıköy söyleyişleri de Türkçe değil. Eski İstanbullular Fenerbahçesi, Paşabahçesi, Valideçeşmesi, Kadıköyü vb. derlerdi. Bir dilin grameri, sentaksı, mantığı, estetiği yerli yerinde duruyorsa, başka dillerden ne kadar kelime alınırsa alınsın, o dil kendisini korur. Asıl tehlikeli olan Ayrılık Çeşmesi’ni Ayrılıkçeşme yaparak dilin aslî yapısına müdahale etmektir.

    Bir zamanlar İstanbul’u Osmanlı tarihine ve kültürüne bağlayan her şeye düşmanlık hisleriyle dolu olanlar, mahalle ve sokak isimlerini de değiştirmişlerdir. Tarihî dokuları büyük bir hızla yok edilen şehirlerimizde isimler de değiştirilirse, bütünüyle tarihsizleşmiş olacağız. İsimler, dağları, nehirleri, şehirleri, semtleri, sokakları tarih ve kültürle irtibatlandırır. Defalarca değiştirilmiş sokak isimleri var. Düşününüz, doğduğunuz sokağa bir gün gidiyorsunuz, bakıyorsunuz ismi de, şekli de değişmiş. Bu değişiklikler bazen öylesine cahilce yapılıyor ki, kahrolmamak mümkün değil. Mesela Sultanahmet Camii’nin arkasındaki sokaklardan biri olan Karacehennem Sokağı’nın bu sokakta oturanların protestosu yüzünden Kutluğun diye değiştirildiğini Semavi Hoca’dan dinlemiştim. Sadece sokak sakinlerinin değil, Belediye yetkililerinin de, Karacehennem isminin Vak’a-i Hayriye sırasında Yeniçeri kışlalarını topa tutan İbrahim Ağa’nın lâkabı olduğunu bilmedikleri anlaşılıyor. Beyoğlu’ndaki Şehbender Sokağı’nın ismini de, “şehbender”in konsolos anlamına geldiğini bilmeyenler, “Bu olsa olsa Şeyh Bender’dir!” diyerek değiştirmişlerdi. Yanlıştan dönüldü mü, bilmiyorum.

devamı >>>

 

EDİRNE - HACI ADİL BEY ÇEŞMESİ

E-mail Print PDF


Hacı Adil Bey Çeşmesi (Köprübaşı Çeşmesi)Hacı Adil Bey Çeşmesi
; Edirne Meriç Köprüsü’nün bitiminde, Karaağaç yolunun başında bulunan, dönemin Edirne Valisi Hacı Adil Bey`in öncülüğünde ve maddî katkılarıyla 1904 yılında yaptırılmıştır. Meydan çeşmelerinin en güzel örneklerinden biridir. Halk arasında Meriç veya Köprübaşı Çeşmesi olarak bilinir.

Çeşmenin yapıldığı yıllarda Karaağaç Tren İstasyonu`nun bir kolu İstasyon Meydanı denilen Meriç Köprüsü başına ve Hacı Adil Bey Çeşmesi`nin yanına kadar gelmekteydi.

Barok üsluptaki çeşmenin projesini Edirne Evkaf Müdürü Sadrettin Bey ile Dr.Rıfat Osman çizmiştir. Çeşme üzerinde Üsküdarlı Şair Alaaddin’e ait bir beyit bulunuyordu. Ancak bu beyit Karaağaç’ın Yunan işgali sırasında yerinden sökülmüştür. Çeşme üç kademe üzerinde kesme taş ve mermerden dört köşeli olarak yapılmıştır. Batı ve doğu yönündeki sivri kemerli cepheleri rumi ve palmetlerle süslenmiştir. Diğer cepheler sade bezemesiz mermerdir. Çeşmenin dört cephesinde de kitabeler vardır. Çeşmenin üzeri geniş ahşap bir saçakla örtülüdür. Edirne Belediyesi tarafından 2000 yılında onarılmıştır.

 




nakliyat evden eve nakliyat evden eve nakliyat gebze evden eve nakliyat