BEDESTEN

Bedestenler, Kervansaraylar, Hanlar, Çarşılar, Köprüler, Ticarî ve Sosyal Yapılar, Ticaret Tarihi...

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Anasayfa Çarşılar
ÇARŞILAR

BURSA'NIN ÇARŞILARI DÜNYAYA ÖRNEK OLDU

E-mail Print PDF

Bursa Koza Han Kapısı

Topkapı Müzesi Müdürü Prof.Dr. İlber Ortaylı, "Bursa çarşıları ve Bursa`nın iktisadi düzeni olmasaydı diğer pek çok kent ve ülkede çarşı kavramı olmazdı" dedi.

Osmangazi Belediyesi`nin, Bursa`nın fethinin 682. yıl dönümü dolayısıyla organize ettiği "Osman Gazi`yi Anma ve Bursa`nın Fethi Şenlikleri" kapsamında tarihi Ördekli Hamamı Kültür Merkezi`nde "Bursa`nın Gelişmesi ve Kentsel Planlama Kültürü" sempozyumu düzenlendi.

Sempozyumda Osmanlı İmparatorluğu ve Bursa arasındaki ilişkiye değinen Prof.Dr. Ortaylı, Bursa`nın, imparatorluğun kültürel zenginliğine zenginlik kattığını, kent değerlerinin yok olduğu bir sürece tanık olduğunu belirtti.

İmparatorluğun ilerlemesinin maliyetinin bu denli pahalıya mal olmasının manidar olduğunu ifade eden Prof.Dr. Ortaylı, şöyle konuştu: "Bu şehir, şu an icra ettiğimiz kültürün yaşatılmasıyla, gelecekte hak ettiği yeri alacaktır. Bursa olmazsa imparatorluk olmazdı, imparatorluk olmasa da Bursa olmazdı. Bursa çarşıları ve Bursa`nın iktisadi düzeni olmasaydı, diğer pek çok kent ve ülkede çarşı kavramı olmazdı.

Bursa, İstanbul`un yapılaşması tamamlanıncaya kadar imparatorluğa başkent olmuştur. Diğer yandan, Bursa sadece Osmanlı tüccarlarının şehri de değildi. Rusya`dan Orta Doğu`ya kadar pek çok ülkeden gelen tüccarların da kentidir."

Osmangazi Belediye Başkanı Recep Altepe de "müze kent Bursa"yı oluşturmak için her türlü kültürel etkinliğin yapılabildiği, ecdat yadigarı yapıları ortaya çıkardıklarını belirtti.  Bu tür çalışmalara devam edeceklerini anlatan Altepe, çalışmalarda kendilerine hem bilimsel hem de sanatsal anlamda destek veren herkese teşekkür etti.

Sempozyumda daha sonra "Antik Çağdan Osmanlı`ya Bursa`nın Gelişmesi", "Planlı Kentleşme Örneği olarak Bursa Külliyeleri" ve "Osmanlı Modernleşme Döneminden 21. yüzyıl Bursa`sına Kentsel Gelişim" başlıklı sunumlar yapıldı.

Bu arada, sempozyuma ev sahipliği yapan tarihi Ördekli Hamamı da restorasyon çalışmalarının ardından kültür merkezi olarak Bursalılara kapılarını açtı.

Bursa Olay, 06.04.2008

 

İstanbul’un kalbi tarihi çarşılarda atıyor

E-mail Print PDF


KapalıçarşıOsmanlı Devleti döneminde ekonominin kalbi olan Kapalıçarşı ve Mısır Çarşısı günümüzde de aynı önemini ve ihtişamını koruyor. 

 

Nuruosmaniye, Mercan ve Beyazıt arasında yer alan, 64 cadde ve sokağı, iki bedesteni, 16 hanı, 22 kapısı ve yaklaşık 3600 dükkanı ile 45 bin metrekare kapalı alan üzerine kurulu, dünyanın en eski ve en büyük alışveriş merkezi Kapalıçarşı gün boyunca özellikle yabancı turistlerin ağırlıkta olduğu ortalama 300-500 bin kişi tarafından ziyaret ediliyor.

Fatih Sultan Mehmed’in inşaatını başlattığı 1461 yılı Kapalıçarşı’nın kuruluş yılı olarak kabul görmekle birlikte asıl büyük çarşı Kanuni Sultan Süleyman tarafından ahşap olarak inşa ettirildi. Çarşının çekirdeğini İç Bedesten (Cevahir Bedesteni) ile Yeni Bedesten (Sandal bedesteni) oluşturuyor.

Geçmişte 20′yi aşkın deprem ve yangın felaketine uğrayan Kapalıçarşı, 1894 depreminden sonra yapılan onarımla bugünkü halini aldı. Çarşı en son 1982 yılında restore edildi.


Meşrutiyet Dönemi’ne kadar lonca sisteminin işlerliğini koruduğu ve her türlü mesleğin usta-çırak ilişkisi ile öğrenildiği çarşıda, Meşrutiyet’ten sonra değişen şartlar sebebiyle lonca sistemi bozuldu ve ticaret zamanın şartlarına göre yeniden yapılandı.

Evliya Çelebi’nin Seyahatname’deki anlatımına göre, 17. yüzyılın ortalarına kadar 4399 dükkan, 2195 oda, 497 tane dolap denilen küçük dükkan, 2 lokanta , 12 hazine dairesi, bir cami, on mescit, bir hamam, 19 çeşme, sekiz tulumbalı kuyu, 24 han, bir mektep ve bir türbenin bulunduğu Kapalıçarşı’nın, 1894 yılındaki depremden sonra yapılan tadilatlarda bazı han ve sokakların çarşı dışına alınması nedeniyle günümüzdeki dükkan ve han sayıları azaldı.

CADDE VE SOKAKLAR, İSİMLERİNİ MESLEKLERDEN ALIYOR

Kapalıçarşı’nın birçok sokağında bulunan dükkanlar zamanla fonksiyonlarını kaybetmeleri üzerine Akikçiler, Altıncılar, Kavaflar, Basmacılar, Kalpakçılar, Kuyumcular, Aynacılar, Fesçiler, Yağlıkçılar, Püskülcüler, Keseciler, Örücüler, varakçılar, Terziler, Tekkeciler, Yorgancılar, Yağlıkçılar, Sahaflar, Zenneciler ve Okçular gibi meslek gurupları, günümüze sadece cadde ve sokak isimleri olarak geldi.

Çarşı esnafı arasındaki geçmişteki ilişki ve ticari ahlak ise günümüzde pek alışıla gelmemiş kuralların geçerli olduğu Kapalıçarşı’da ticari ahlak ve törelere saygı önemli yer tutuyor.

Satıcılar arasında rekabetin kesinlikle yasak olduğu çarşıda bir usta, tezgahını dükkanın önüne çıkarıp kalabalığa göstererek ürününü işlemez ve ürünlere devletin belirlediğinden daha yüksek bir fiyat konulmazdı. Çarşıdan elde edilen gelirler ise Ayasofya Külliyesi’nin ihtiyaçlarının karşılanmasında ve hayır işleri için harcanıyordu.

Bütün dükkanların genişliği aynı olacak şekilde inşa edilen Kapalıçarşı, kuşluk vakti, dua ile açılır, dua töreni adına ‘duahan’ denilen bölükbaşısı tarafından yapılırdı. ‘

‘Buyurun Duaya” nidası üzerine, çarşının ortasındaki muhafaza dolabının önünde toplanan esnaf ve ahali, devrin sultanı ve ordusunun selameti için, gelmiş ve geçmiş bölükbaşılarının ve esnafın ruhları için dua okurdu. Duanın ardından, bölükbaşı, tellallara hitaben; ”Tavcılık yapılmayacak, mal kapatılmayacak, kefilsiz mal alınıp, satılmayacak” diye de nasihatte bulunurdu. Çarşıda alışveriş, kuşluktan ikindiye kadar yapılırken pahalı malların satışı ise, perşembe günleri gerçekleştiriliyordu.

DÜNYANIN EN ESKİ BANKASI VE EN BÜYÜK ALIŞVERİŞ MERKEZİ

Kapalıçarşı, ticari canlılığının yanı sıra dünyanın en eski bankası, en büyük ve en eski alışveriş merkezi olması özelliğini de taşıyor.

Çarşı esnafı, kendisine duyulan yüksek güven duygusu nedeniyle bir çeşit banka görevini de yerine getirir, vatandaşlar birikmiş paralarını esnaflara vererek işletirdi. Ayrıca, eski zengin ve tacirlerin mücevherleri, kıymetli altın, gümüş eşyaları bedestendeki kasalarda küçük bir ücret karşılığında saklanıyordu.

Bedestende dünyanın ve Devletin her tarafından toplanmış mücevherler, altınlar, silahlar, kıymetli kumaşlar, şallar, halılar ve her çeşit kıymetli eşya bulunurken, çarşı esnafı şehrin en zengin kişileri olarak kabul görürdü.

Çarşıda cuma günleri tatil yapılır ve içindeki mallar dürüstlüğünden emin olunan bekçiler tarafından korunuyordu. Devlet hazinesinin büyük kısmı da buralardaki kasalarda muhafaza ediliyordu.

DÜNYADAKİ ALTININ YÜZDE 60′I KAPALIÇARŞI’DA İŞLENİYOR

AA muhabirine açıklamalarda bulunan Kapalıçarşı Esnafları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Fırat, Kapalıçarşı’nın ekonomideki belirleyici gücünün günümüzde de önemini koruduğunu kaydetti.

Dünya serbest altın borsası (ayaklı borsa) ve serbest piyasanın Kapalıçarşı’da doğduğunu ve kendi adıyla özdeşleştiğini belirten Fırat, dünyada ithal edilen altının yüzde 60′ının da Kapalıçarşı’da işlendikten sonra dışarıya çıktığını söyledi.

Fırat, her gün Anadolu’dan 2 ton hurda altının Kapalıçarşı’ya geldiğini ve tekrar işlendiğini ifade ederek, çarşıdaki günlük altın sirkülasyonunun 2 ton civarında olduğunu belirtti.

Ayaklı borsa denilen serbest altın borsasında ve esnaflar arasındaki alış verişlerde halen geçmişten gelen güvene dayalı sistemin işlediğini kaydeden Fırat, ”Biz çek ve senetten, sözün daha çok geçerli olduğu sistemi bugünde devam ettiriyoruz” dedi.

Kapalıçarşı’da Fırat, 1100 kuyumcu, 500 halıcı, 250 derici, 300 tekstil, 93 yiyecek içecek dükkanı ile çok sayıda hediyelik eşya dükkanını faaliyette bulunduğunu bilgisini veren Fırat, çarşıyı ziyarete gelen bir kişinin bir gününü rahatlıkla burada geçirebileceğini söyledi.

Fırat, İstanbul’a gelen turistlerin yüzde 70′inin Kapalıçarşı’ya uğradığını belirterek, günlük ziyaretçilerin yüzde 60′ını yabancı turistlerin oluşturduğuna dikkat çekti.

Çarşıda ziyaretçi sayısının fazlalığı nedeniyle tuvalet ve otopark sıkıntısını çekildiğini anlatan Fırat, çalışma saatlerinin akşam saat 22.00′ye kadar uzatılmasının yararlı olacağını ifade etti.

Dünyanın halen en eski ve en büyük çarsısına başkanlık yapmanın zor, ancak bir o kadar da gurur verici olduğun belirten Fırat, Kapalıçarşı’nın dünyaya tanıtılması amacıyla belgesel çekimleri yaptırdıklarını ve uluslararası turizm fuarlarına katıldıklarını kaydetti.

Kapalıçarşı’da halıdan deriye, gümüş, altın, tekstil ürünlerinden, hediyelik eşyaya, mermer, çanta, kilim ve kumaş’a kadar 97 kalem ürünün satışının yapıldığını vurgulayan Fırat, çarşının pazar günleri, milli bayramlar ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dışında her gün açık olduğunu belirtti.

Yabancı seyyahların kitaplarında ve ressamların tablolarında, şiirlere konu olan Kapalıçarşı’nın esnafı, sağlık ünitesi, postanesi, banka şubeleri, özel itfaiye teşkilatı, polis karakolu, özel güvenlik teşkilatı, kahvehane ve restoranlarıyla, içinde sakladığı tarih ve kültür hazineleri ile yeni konuklarını misafir etmeyi beklediğini sözlerine ekledi.

MISIR ÇARŞISI

İstanbul’un en eski ve önemli çarşılarından biri olan Eminönü’nde Valide Turhan Sultan Camisi (Yeni Cami)’nin vakıf eseri olarak inşa edilen ve Çiçek Pazarı’nın yanında yer alan Mısır Çarşısı da yüz ölçümü bakımından Kapalıçarşı’dan daha küçük olmakla birlikte, özellikle yabancı turistlerin uğramadan geçemediği, şehrin ilgi odağı mekanlarından biri olarak geçmişteki canlılığını bugün de sürdürüyor.

Yeni Cami’nin yapılışı sırasında gelir getirmek amacı ile Safiye sultan tarafından 1597 yılında yapımına başlanan Mısır Çarşısı ancak uzun bir duraklamadan sonra 1660 yılında Hatice Turhan Sultan tarafından mimar Mustafa Ağa’ya tamamlatıldı.

Daha önceleri Valide Çarşısı, Yeni Çarşı olarak anılan çarşı, Kahire’den alınan vergilerle yapılmış olması ve burada satılan baharatların bu ülkeden gelmiş olması nedeniyle 18. yüzyıldan sonra Mısır Çarşısı olarak söylene geldi.

Toplam 6 kapısı bulunan çarşının 3 kapısı aktarlara, 3 kapısı da pamukçulara ayrıldı. İki katlı bir plana sahip Haseki Kapısı’nın üst katı, uzun zaman esnafla halk arasındaki ve çarşı esnafının kendi aralarındaki sorunların giderildiği mahkeme bölümleri olarak kullanıldı.

”L” şeklindeki bir yapıya sahip Çarşı’nın uzun ve kısa kollarının birleştiği ”dua meydanı” olarak anılan alanda bir ezan köşkü yer alıyor. Parmaklıklı bir balkon şeklinde planlanan bu bölümde, bir ‘duahan’ dua ederek ve hayırlı işler dileğinde bulunurdu.

Tarihi boyunca her derde deva olduğu kabul edilen kurutulmuş bitkilerin, çeşit çeşit otların ve yüzlerce tür baharatın buluştuğu dev bir pazar olan Mısır Çarşısı’nda, kuyumcudan, aktarlara, baharatçılardan gıdaya, tekstil ve hediyelik eşyaya kadar 100′e yakın dükkan günümüzde faaliyetini sürdürüyor.

1691 ve 1940 yıllarında iki büyük yangın atlatan ve önemli ölçüde hasar gören çarşı, son şeklini 1940-1943 yılları arasında İstanbul Belediyesi tarafından yapılan restorasyonla aldı. Vakıflar Genel Müdürlüğü, 350 yıllık çarşının restorasyonu için geçtiğimiz yıl bir proje başlattı.

RAMAZAN ALIŞVERİŞLERİ

Mısır Çarşısı Esnafları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Palancı, her yıl Ramazan ayının gelişine haftalar kala çarşıda bir alışveriş yoğunluğunun yaşandığına dikkat çekerek, şehrin çeşitli semtlerinden gelen vatandaşların iftariyelik ve hoşaflıklarını buradan temin ettiğini söyledi.

Palancı, haftanın 7 günü saat 19.00′a kadar açık olan çarşıyı günde yaklaşık 25 bin kişinin ziyaret ettiğini kaydetti.

Bu yıl Ramazan ayında Çarşı’da, İran hurması 5, Tunus hurması 7, Kudüs hurması 20-40, Medine hurması 20, Acve adı verilen Hazreti Muhammed’in kendi eliyle diktiği hurması ise 100 liradan satılıyor.

Sahur için en fazla ilgi gören gıda maddelerinden Erzurum Çeçil peynirinin kilogram fiyatı 10 lira, yayla kaşarı 7, eski kaşar 13-20 lira, beyaz peynir 10.5-13.5 lira, zeytin 6-13 liraya kadar çıkıyor.

Çarşıdaki sucuk fiyatları kullanılan malzemeye göre 30 ile 40 lira arasında değişirken 50-80, kavurma ise 42-46 lira fiyatlarla müşterilere satılıyor.

Hoşaflıkta kullanılan kayısının fiyatı 12 ile 25 lira arasında değişirken, vişne kurusu 10-15 lira, yaprak kayısı 16 lira erik 12 liradan satışa sunuluyor.

Çarşıda büyük yer tutan kuruyemiş dükkanlarında ise yeni mahsul fındık 24 liradan 30 liraya kadar çıkarken, badem 23 lira, çekirdeksiz kuru üzüm 12 lira, Siirt fıstığı 28 ve Antep fıstığı 26 liradan müşterilere sunuluyor.

Baharatçı dükkanlarında ise kırmızı biber 25, acı kırmızı biber 20, nane 25, tatlı toz biber 20, ıhlamur 50, kuşburnu 30, elma çayı 30 liraya satılıyor. AA

 

Çarşı ve Hanlar Bölgesi Esnafı Platform Kurup Sorunlarına Eğildi

E-mail Print PDF


Çarşı ve Hanlar Bölgesi Esnafı PlatformuBursa
'nın 700 yıllık hanlarının yer aldığı Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi, şehrin merkezi yerlerinde açılan AVM'lere karşı ayakta kalabilmek için yeniden yapılanma sürecine giriyor. Bu amaçla bir platform kurarak bir araya gelen 30'a yakın çarşı yöneticisi, başta çarşı ekonomisinin canlandırılması olmak üzere, tarihi ve kültürel yapının korunması, esnafın eğitilmesi gibi konularda çalışmalara başladı.

Tarihi Emir Han'da basın toplantısı düzenleyen platform üyeleri, yapılacak çalışmalar hakkında bilgi verdi. Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi Platformu Başkanı Doğan Alakoç, bölgenin tarihi yapısı ve kültürel zenginlikleri ile bir cazibe merkezi olduğuna dikkat çekti. Yanlış kullanım, cehalet ve biriken sorunlar karşısındaki duyarsızlık nedeniyle, bölgenin eski işlerliğini kaybettiğini hatırlatan Alakoç, sorunların ortadan kaldırılması için güç birliğinin şart olduğuna kanaat getirdiklerini ve bu amaçla 30'a yakın çarşı yöneticisi olarak harekete geçtiklerini kaydetti. Çarşıda, ekonominin canlandırılması ve tarihi dokunun korunarak ortaya çıkartılması konularının öncelikle hedef olduğunu vurgulayan Alakoç, tabelaların, çarşı giriş çıkışlarının, işaret levhalarının, çevre düzenlemelerinin yapılmasının yanı sıra, tuvaletler, otopark ve esnafın eğitilmesi konularının çözüme kavuşturulacağını ifade etti.

Read more...
 

MISIR ÇARŞISI

E-mail Print PDF

Mısır Çarşısı

Mısır Çarşısı, Eminönü'nde Yeni Camii'nin arkasında ve Çiçek Pazarı'nın yanındadır. İstanbul'un en eski kapalı çarşılarından olan Mısır Çarşısı, 1660 yılında Turhan Sultan tarafından yaptırılmıştır. Mimarı Kazım Ağa'dır. Çarşı son olarak 1940-1943 yılları arasında İstanbul Belediyesi tarafından restore edilmiştir.

Mısır Çarşısı

Yüzölçümü olarak Kapalıçarşı’dan daha küçük olmakla birlikte, özellikle yabancı turistlerin uğramadan geçemediği, ilgi odağı mekanlardan biridir. Tıpkı Kapalıçarşı’da olduğu gibi, Mısır Çarşısı’nın da iki ana kapısı Eminönü ile Sultanhamam arasında bağlantı kurar. Yan kapıları ise Yeni Cami, Tahtakale, Mercan, Yemiş İskelesi ve Süpürgeciler’e çıkış verir.

Son zamanlarda bazı kuyumcu dükkanlarının açılmış olması, Mısır Çarşısı’nın tarihsel özelliğini değiştirmez. Tarihi boyunca her derde deva olmuş kurutulmuş bitkilerin, çeşit çeşit otların ve yüzlerce tür baharatın buluştuğu dev bir pazardır burası.

Dünya doğal ürünlere yönelmeyi daha yeni yeni keşfederken, Lokman Hekimler yetiştiren Anadolu, bitkilerin şifalı gücünü Mısır Çarşısı üzerinden yüzlerce yıldır dağıtmaktadır. Sanayileşmenin getirdiği “tat” farklılaşmasını hazmedemeyenler için “çiftlik” yapımı veya “köy” çıkışlı peynirlerin, pastırma türlerinin, sucuk ve bakliyatın da sergilendiği Mısır Çarşısı, bu geleneksel özelliğini kolay kolay yitirmeye pek de niyetli görünmemektedir.

Mısır çarşısı pazar günleri de açıktır.

 

KEMERALTI

E-mail Print PDF


İpek Yolu'nun batı ucundaki ticaret merkezi İzmir'de liman, Hisar Camii'nin bulunduğu bölgeye kadar gelirdi. Limanın ağzında ise, 12. yy'da Bizanslılar tarafından kurulan İzmir Liman Kalesi bulunmaktaydı. Kale tarafından korunan limanın sağ kıyısında ise Frenk tüccarlarının dükkanları ve limanın iç kısmında da kervansaraylar bulunurdu. İpek Yolu'nu takip eden deve kervanlarıyla İzmir'e getirilen mallar bu hanlara indirilir, Ceneviz tüccarları aracılığı ile de limandan gemilere yüklenerek ihraç edilirdi. İşte bu bölgede kurulu; birçok tarihi mekanı kucaklayan İzmir'in ünlü Kemeraltı Çarşısı'nın oluşumu da oldukça ilginç olaylara dayanıyor. Tarihte bir iç liman olan Kemeraltı bölgesini, kaleyi almak için Yıldırım Beyazıt döneminde Osmanlılar çeşitli saldırılar düzenlemişler, ancak başarılı olamamışlardır. İzmir Liman Kalesi'ni düşürmek, 1402 yılında, iç limanı taşlarla doldurarak kaleyi savunmasız bırakan Timurlenk'e nasip olmuştur. Timur'un askerleri, Kadifekale sırtlarından sürükleyip getirdikleri taşlarla limanı doldurmuşlar, böylece sonradan Kemeraltı denilen yerleşim bölgesi oluşmuştur.  Zaman içinde bu bölgede yerleşim gelişmiş, hanlar, hamamlar, camiler, kiliseler, havralar, şadırvanlar inşa edilmiştir. Bölge, bir ticaret merkezi olarak gelişmiştir. Kemeraltı Çarşısı'nda halen tarihten süzülüp bozulmadan günümüze kadar gelen bir düzen ve yapı vardır. Tarihi mekanları görülmeye değerdir.

Kaynaklar, çarşının ismini; ana caddeyi boydan boya aralıklarla süsleyen 'arasta' adı verilen kemerlerden aldığını bildiriyor.

İlk yapıldığı yıllarda Kemeraltı Çarşısı üzeri tonoz ve kiremit örtülü, sokakları kapsayan bir kapalı çarşı görünümünde idi. Çarşı XX. yüzyılın sonlarına kadar bu özelliğini korumuştur. Bugün üzeri açık olan ara sokakların bir bölümünün de üzeri beşik tonozla örtülü idi.

XIX. yüzyılda İzmir’in ticaret hayatının can noktası olan bu çarşı eski hanlar ve bedestenleri kapsamakta idi. Buradaki dükkânlar daha çok yerli halka ve dar gelirli ailelerin gereksinimini sağlıyordu. Çarşı demirciler, kömürcüler, çiviciler, baharatçılar ve saman pazarı gibi ticarethaneleri kapsamakta idi. Çarşıda her ticarethane gruplar halinde ayrı bölümleri oluşturmuştu.

Günümüzde Kemeraltı Çarşısı bu özelliğinden oldukça uzaklaşmış ve İzmir’in önemli bir alış veriş merkezi haline gelmiştir. Tonoz ve kubbeli bazı dükkânlar özelliğini korumuş olmalarına rağmen çoğunlukla modern iş merkezleri, mağazalar, kafeteryalar ve sinemalar burada toplanmıştır. Bunların yanı sıra Türk el sanatları örneklerini yansıtan seramiklere, çini panolara, ağaç eserlere, madeni eserlere, düz dokuma yaygıları ile halı ve kilimlerin satışının yapıldığı dükkânlar da burada bulunmaktadır. 

 
  • «
  •  Start 
  •  Prev 
  •  1 
  •  2 
  •  Next 
  •  End 
  • »


Page 1 of 2

CHOOSE LANGUAGE


RESTORASYON / KORUMA

ARKEOLOJİ