Dünya Tarihinde Kültürler Arası Ticaret
Philip D. Curtin
Çeviren: Şaban Bıyıklı
Küre Yayınları;
İstanbul, 2008, 1. baskı, 16 x 24 cm., 354 sayfa, Türkçe, Karton Kapak.
ISBN No: 9789756614556
"Tarihle ilgili kitapların çoğu, zaman, mekan ve konu gibi bildik kategoriler altında sınıflandırılabilir. Bu çalışma ise biraz alışılmışın dışındadır; çünkü her şeyden önce, sosyal bilimlerin tanınmış disiplinleri arasında belirsiz bir yerde durmaktadır. Bu noktada tarihsel iktisadi antropoloji etiketi, bu eseri nitelendirmeye diğerleri kadar uygundur. Yine de söz konusu bu üç disiplin arasında öncelikli olan tarihtir. Çalışma aynı zamanda küçük fakat gelişen bir alan olan karşılaştırmalı dünya tarihi kapsamına girmektedir. 'Karşılaştırmalı' denmesinin sebebi, çalışmada kültürler arası ticaretle ilgili belli olguların soyutlanarak aralarındaki benzerlik ve farklılıkların araştırılmasıdır.
Read more...
Osmanlı İktisat Tarihi Kaynakları

BSV - TÜRKİYE ARAŞTIRMALARI MERKEZİ
OKUMA GRUBUNA DAVET
Osmanlı İktisat Tarihi Kaynakları Okuma Grubuna Davetlisiniz….
Özgün bir tarih araştırmasının gerekli şartlarından biri arşiv belgeleri başta olmak üzere ilk el kaynakların kullanılmasıdır. Ne var ki, bu tür çalışmalara yeni başlayan bir araştırmacının ilk el kaynakların nasıl kullanılacağını öğrenmesi kolay değildir. Dolayısıyla bu okuma grubu, genel olarak Osmanlı tarihi özel olarak da iktisat tarihi kaynaklarını genç araştırmacılara tanıtmak amacını taşımaktadır.
Yrd. Doç. Dr. Baki Çakır yönetiminde; iktisat tarihi çalışmalarında kullanılan arşiv belgeleri, defterler ve dosyaların diplomatik ve paleografik özellikleri, nasıl anlaşılması gerektiği, bürokratik yapı içinde hangi süreçlerden geçerek üretildiği, araştırmacılara hangi tür bilgileri sundukları, elde edilen bilgilerin nasıl organize edilmesi gerektiği, bu kayıtlarda yer alan bilgi ve rakamların güvenilirliği gibi meseleler etrafında okumalar yapacağız. Böyle bir çalışmaya katılmak isteyen ve bize katkı sağlayabilecek herkesi bekliyoruz.
Read more...
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim, Kültür Örgütü UNESCO tarafından 2011 yılının, Evliya Çelebi yılı ilan edilmesi nedeniyle, ünlü gezgin yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da anılıyor.
Evliya Çelebi için düzenlenen etkinliklerin son halkası Türk Dil Kurumu (TDK) ve Türkiye'nin Vatikan Büyükelçiliği'nin ortaklaşa hazırladığı bir programla Vatikan'a bağlı Kançılarya (Cancelleria) Sarayı'nda gerçekleştirildi.
Yoğun ilgi gören programda, Evliya Çelebi hakkında çalışmalarda bulunan uzmanların katıldığı bir açık oturum düzenlenirken, ikinci bölümde İstanbul Devlet Türk Müziği Araştırma ve Uygulama Topluluğu tarafından konuklara Evliya Çelebi'nin yaşadığı döneme ait müzik dinletisi sunuldu. Dinletinin, izleyenlerin büyük beğenisini topladığı gözlemlendi.
İlk bölümdeki açık oturumda söz alan uzmanlardan Seyit Ali Kahraman, Evliya Çelebi'nin hayatına dair bilgiler verirken, Ankara Üniversitesi Dil-Tarih-Coğrafya Fakültesi İtalyan Dili Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nevin Özkan, ünlü gezginin kaleme aldığı ''Seyahatnamesi''nin çok sayıda farklı etnik kökeni çatısı altında bulunduran Osmanlı tebaasını hem eğlendirme hem de birbirine tanıtma amacı güttüğünü söyledi.
Read more...

Üsküp Saat Kulesi, 1556/1573 yılları arasında, Osmanlı İmparatorluğu’nda yapılan ilk saat kulesi olma özelliğini taşıyor. Tarihi Sultan Murat camiinin yanında bulunan ve Üsküp’ün simgelerinden olan saat kulesi yüksekçe bir tepede bulunuyor.
Fransa asıllı seyyah Filip Difren, 1573 yılında ziyaret ettiği Üsküp'le alakalı vermiş olduğu bilgiye dayanarak, Üsküp saat kulesinin Osmanlı toprakları içerisinde birinci saat kulesi ünvanına sahip olduğunu ve Saat kulenin saatinin ve saatçısının Osmanlı hakimiyeti altına giren Siget şehrinden getirildiğini söylüyor.
Balkanların en eski ve en yüksek saat kulelerinden biri olan kulenin bahçesinde Osmanlı döneminde inşa edilen ilk camilerden biri olan Sultan Murat Camii bulunmaktadır.
Avusturyalı General Pikolomini tarafından 1689 yılında ateşe verilen kule 1963 yılındaki depremde de büyük zarar görmüş. 2009 yılında restorasyonu yapılarak eski görünümüne kavuşturulmuş.
ANADOLU SELÇUKLU VAKFİYELERİ ÜZERİNE BAZI DÜŞÜNCELER
Sadi BAYRAM
Anadolu Selçuklu Vakfiyeleri, Selçuk Üniversitesi Selçuklu Araştırmaları Merkezi IV. Milli Selçuklu Kültür ve Medeniyeti Semineri, 25-26 Nisan 1994, Konya, Selçuk Üniversitesi Yayınları, Konya 1995, s. 135-147.’de yayımlanmıştır.
Selçuklu vakfiyeleri dediğimiz zaman, zamanımızdan 800 yıl öncesine gitmemiz icap etmektedir.
Dolayısıyla bilim ve tekniğin henüz emekleme safhasına daha erişmeden, Rönesans ve Reform hareketleri doğmadan, bütün dünya ülkelerinin gözünün Orta-Doğu'da bulunduğu, Anadolu Selçukluları'nın dünyanın en ileri ve modern toplumu olduğunu hatırdan çıkarmadan, ilmin elyazısı ile birlikte medrese dersleriyle, yani ekseriyetle şifahi-ezber olarak, kulak dolgunluğu ile yayıldığını unutmamak gerekmektedir.
Eldeki Selçuklu vakfiyeleri çok cüz'idir. Bunların sayısı buğün 57-75'i geçmemekte, 100'e varmamakta ve asıl nüsha olmayıp, istinsah, yani kopya nüshalardır. Bir kısmı ise, siyâkat yazı çeşidi ile yazılmış şahsiyet kayıtları, yani, mütevelli, cami, medrese, imaret gibi vakıf eserlere görevli tayini ile ilgili Osmanlı kayıtlarıdır. Burada Selçuklu ile ilğili olan kısım sadece vakfın adıdır. Diğer bilğiler ise, Osmanlı Devrine aittir.
Read more...
"HANLAR VE ANADOLU KERVAN YOLLARI"
Prof. Dr. Orhan Cezmi Tuncer
Küçük Asya, tarih boyu Asya’yı Avrupa’ya bağlayan bir ana yoldur.
Tarihte yollar ve konaklama yapıları devletin egemenliğinin birer aracı olarak kullanılıyor. Anadolu’da kervansaraylar ve kervan yolları devletin himayesinde gelişmiştir. Ticaret, güvenlik, ulaşım, istihbarat ve yönetim için jeostratejik öneme sahip olmuşlardır. Bu konaklama yapıları ve tarihi yollar hakkında son zamanlarda ilgi artmıştır.
Konuyla ilgili ilk dikkate değer çalışma M. Kemal Özergin’in 1959 yılında Anadolu Selçukluları Çağı’nda Anadolu Yolları adıyla yaptığı doktora tezidir. Ayrıca Özergin’in Tarih Dergisi’nde 1965 yılında yayınladığı “Anadolu’da Selçuklu Kervansarayları” başlıklı makalesi bu konuda rehber niteliğindedir.
Kültür ve Turizm Bakanlığının Prof. Dr. Hakkı Acun editörlüğünde hazırlattığı, ‘Anadolu Selçuklu Dönemi Kervansarayları’ adlı eserde (2007) Anadolu’daki Selçuklu kervansarayları tüm yönleriyle ele alınmaya çalışılmıştır. Kitap 26 bilim adamının katkısıyla, tipolojilerine ve önemlerine göre seçilmiş 23 kervansarayın hikâyesini kapsamaktadır. Kervansaray seçiminde yol güzergâhları dikkate alınmakla birlikte eserin odaklandığı konu yollar değil, eserlerdir.
Kervansaray yollarını doğrudan inceleyen eseri, Prof. Dr. Orhan Cezmi Tuncer, yılların birikimi ile ‘Anadolu Kervan Yolları’ adıyla 2007 yılında yayınlamıştır. Tuncer, yollar konusunda şimdiye kadar yapılan çalışmaları incelemenin yanı sıra, kendi çabasıyla elde ettiği bilgileri ortaya koymuştur. Dolayısıyla Anadolu’da kervansaray ve hanları birbirine bağlayan yollar hakkında ilk defa etraflı bir eser ortaya çıkmıştır.
Read more...

Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı, planı yapılmış ve uzun yıllardan bu yana gündemde bulunan demiryolu projesidir. Demir İpek Yolu[1] olarak adlandırılmaktadır. Demiryolu hattı Azerbaycan'ın başkenti Bakü şehrinden Gürcistan'ın Tiflis ve Ahılkelek şehirlerinden geçerek Türkiye'nin Kars şehrine gidecektir. Bu demiryolu hattı Azerbaycan'la Türkiye'yi birleştirmeyi amaçlamaktadır. Demiryolunun tamamı 180 km olup, toplam maliyeti de 450 milyon dolardır. Demiryolunun 76 km'si Türkiye'den, 29 km'si Gürcistan'dan, 80 km'si ise Azerbaycan'dan geçecektir.[2]
Read more...
Kapalı Çarşı Avrupa'da en çok, dünyada ise en çok gezilen 10. turistik mekan oldu. 15. Yüzyılda inşa edilen tarihi Kapalı Çarşı'nın 10. olduğu "Dünya'nın en çok gezilen 50 turist mekanı" listesinde Eyfel Kulesi 6. 700. 000 ziyaretçisi ile 35. olabildi.
İlk 9 mekanın hepsi ABD'de bulunurken Amerikalı olmayan ilk yer Kapalı Çarşı oldu. Listenin ilk sırasını 39.200.000 ziyaretçi ile New York'taki Times Meydanı, ikinci sırayı da 38 milyon ile yine New York'taki Central Park aldı. Turistlerin en çok rağbet ettiği ilk 50 mekanın 30'u ABD'de, 6'sı Fransa'da, 3'ü Hong Kong'da, 2'şer tanesi İngiltere, Japonya, Çin ve Güney Kore'de, 1'er tanesi ise Türkiye, Avustralya ve Meksika'da bulunuyor.
Kapalı Çarşı dünya turizm devleri Piramitler (yılda 4 milyon ziyaretçi), Taç Mahal ( 3 milyon ziyaretçi), British Museum (5.842.138 ziyaretçi) ve Versay Sarayı (5.900.000)'nı geride bırakarak sürpriz yaptı.
Read more...
"Sürekliliği bakımından medeniyeti akıp giden bir nehre benzetiyoruz. Kaynağı Ortadoğu olan bu nehir, Rönesans'a kadar Doğu'dan aktı. Ondan sonra ise hep Batı'ya doğruydu. Gelecekte ise nehir, tekrar yatak değiştirip Doğu'ya doğru akacak."
Bu sözler Medeniyet Araştırmaları Merkezi (MEDAM) Müdürü Prof. Dr. Bekir Karlığa'ya ait. Onun sözünü ettiği nehri Doğu'ya doğru akıtacak olan ise medeniyetin 12 bin yıllık tarihini anlatan 'Batıya Doğru Akan Nehir' belgeseli. Türk ve yabancı 200 civarında bilim, sanat, düşünce ve siyaset adamının görüş ve katkılarının yer aldığı belgesel, medeniyetin başlangıç noktası Ortadoğu coğrafyasını destansı bir bakış açısıyla gözler önüne serecek. 16 ülke ve 200 farklı mekânda çekimleri yapılan belgeselin galası, yarın akşam 18.00'de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılımıyla İstanbul Kongre Merkezi'nde yapılacak. Başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere UNESCO Genel Direktörü Irina Bukova, eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan, İspanya Başbakanı José Luis Zapatero gibi önde gelen dünya liderleriyle röportajların da yer aldığı belgesel, 21 Eylül'de TRT'de ilk bölümüyle izleyici karşısına çıkacak.
Bahçeşehir Üniversitesi bünyesindeki Medeniyet Araştırmaları Merkezi'nin (MEDAM) iki yıllık bir çalışma sonucu hazırladığı 'Batıya Doğru Akan Nehir' adlı belgesel Başbakanlık Tanıtma Fonu'nun desteğiyle çekildi. İngiltere'nin en büyük yapım şirketlerinden Lion TV'nin yapımını üstlendiği belgeselin yönetmenliğini 'Kıyamet' (Apocalypse Now), 'Conan The Barbarian' ve 'Rome' gibi dizi ve filmlerin senarist ve yapımcısı John Milius üstlendi. "Medeniyet tarihi hep Batı'nın bakış açısıyla yazıldı." diyen Bekir Karlığa, belgeselin 11 Eylül saldırılarından sonra dünyaya yayılan Doğu ve İslam muhalefetine karşı, insanlığı daha dengeli bir bakış açısıyla buluşturmak için hayata geçirildiğini söylüyor. Her biri 45 dakikalık 20 bölümden oluşan belgeselin kısa versiyonu da 60'ar dakikalık 7 bölümden oluşuyor.
Read more...

Evliya Çebeli’nin Seyahatnamesi’ne konu olan, Malatya’nın Battalgazi ilçesinde yer alan Battal Gazi’nin evi restore ediliyor. 8. yüzyılda Malatya’nın Battalgazi ilçesinde doğduğu bilinen halk kahramanı Battal Gazi’nin evinde yapılan kazıda Osmanlı dönemine ait metal sikkelerle, Osmanlı ve Selçuklu dönemlerine ait seramik parçaları bulundu. Malatya Valiliği Koruma Uygulama ve Denetim Bürosu (KUDEB) Başkan Yardımcısı Bayram Güngör, Selçuklu dönemine ait olan ve “Battal Gazi Evi’’ olarak tescil edilen tarihi yapının rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerine esas teşkil edecek “temizlik kazısı’’ çalışmalarına başladıklarını ve kazıyı bitirdiklerini belirtti. Güngör, temizlik kazısında Osmanlı dönemine ait bir kaç adet metal sikke, Osmanlı ve Selçuklu dönemlerine ait seramik parçaları bulunduğunu ifade etti.
Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Bölümü Başkanı Doç. Dr. İsmail Aytaç’ın başkanlığında yürüttükleri kazının ardından Battal Gazi’nin evini ayağa kaldıracak restorasyon çalışmasına sıra geldiğini dile getiren Güngör, Battalgazi ilçesinin tarihi dokusuna önemli bir katkı sağlandığını vurguladı. Battal Gazi’nin evini ve yine ilçede temizlik kazısını yaptıkları Şişman Han’ı restore edeceklerini belirten Güngör, restorasyon proje çalışmalarının devam ettiğini söyledi.
Read more...
"Drama Köprüsü Hasan, dardır geçilmez /Soğuktur suları Hasan bir tas içilmez /Anadan geçilir Hasan yardan geçilmez" türküsüne konu olan köprünün yeri, bir Rum yerel tarihçi tarafından belirlendi.

Lozan Mübadilleri Vakfı Genel Sekreteri Sefer Güvenç, Vakıf olarak 2000 yılından beri Drama'yı ziyaret ettiklerini ve her ziyaretlerinde bölgede yaşayan halka Drama Köprüsü'nün yerini sorduklarını dile getiren Güvenç, yöre halkının bir halk kahramanı olan Dramalı Hasan hakkında da bir bilgisinin olmadığını anlattı.
Köprüyle ilgili ilk ipucunun, geçen yıl Drama'yı ziyaret eden Bursalı bir mübadil Türk'ten geldiğini belirten Güvenç, şunları kaydetti:
"Bursalı mübadil elinde bir fotoğraf 'İşte Drama Köprüsü bu' diyerek çıkıp gelmiş. Araştırma yapmış ancak köprünün yerini tespit edememiş. Drama'da yaşayan yerel tarihçi ve Drama Küçük Asyalılar Mübadiller Derneği Başkanı Nikos Latsistalis, hemen fotoğrafın bir kopyasını alarak foto-safariye başlamış. Onlarca vadi, köy gezdikten sonra bir su kemeri başında kalakalmış. Nikiforos (Nusratlı) - Karyafiton (Kozluköy) arasında yer alan su kemerinin arkasındaki görünüm ile fotoğraftaki görünümün birebir örtüştüğünü fark etmiş. Kemerin devamında bir patika olduğunu da görünce doğru yol üzerinde olduğuna emin olmuş.
Read more...
|
|