hd film izle film izle demirdöküm demirdöküm servis bosch servis vaillant servis eca servis ariston servis
 

BEDESTEN

Bedestenler, Kervansaraylar, Hanlar, Çarşılar, Köprüler, Ticarî ve Sosyal Yapılar, Ticaret Tarihi...

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Tarihi İpek yolu köprüsü yok oluyor - İzmir Çiçekli

E-mail Print PDF

İpek yolunun geçtiği, İzmir'e bağlı Çiçekli köyündeki tarihi İpek yolu köprüsü şimdilerde yok olmak üzere. Köy sakinleri, tarihi bir miras olan bu köprüye sahip çıkılmasını istiyor.

İZMİR - İpek Yolu sadece tüccarların değil, aynı zamanda doğudan batıya ve batıdan doğuya bilgelerin, orduların, fikirlerin, dinlerin ve kültürlerin de yolu olmuştur. Milattan yüzyıllar önce Mısırlılar, daha sonra da Romalılar, Çinlilerden ipek satın alırlardı. Ulaşım ise, daha sonra İpek Yolu adı verilen güzergâhı izleyen kervanlarla sağlanırdı. Yani ipek yolu tüm dünyanı ilgilendiren ortak bir mirastır.

Çiçekli köyündeki İpek Yolu kalıntısı köprü de asırlara meydan okuyarak günümüze kadar ulaşmış. Ancak Çiçekli köyü sakini Bahaddin Vapur, bu tarihi değerin yok olmasından muztarip. Vapur, kimsenin buraya sahip çıkmadığını ve insanların da üzerinden geçtiğini söylüyor.

Yetkililerin ilgisizliğinden yakınan Vapur, “Burada, Çiçekli köyü sınırları içerisinde bulunan ve Çiçekli çayı üzerinde olan tarihi ipek yolu köprüsüdür. İpek yolu köprüsü bir taraftan Efes’e bağlanmaktadır, bir taraftan da Hindistan’a, Çine kadar uzanıyor. Bu köprünün her gün bir taşı yere düşmektedir, yok olmaktadır. Buranın koruma altına alınmasını istiyoruz. Burası korunsun, bu tarihi eserler yok olmasın, yazık olmasın” dedi.

Ayrıca burada definecilerin büyük tahribatlara sebep olduğuna dikkat çeken Bahaddin Vapur, “Herhalde tarihi olduğundan dolayı burada bir şey bulabileceklerini tahmin ediyorlar” diyen Vapur son olarak, “İnşallah yetkililer sizin aracılığınızla sesimizi duyar da bu çok değerli tarihi miras koruma altına alır” ifadelerini kullandı. (Yunus Şani - İLKHA)

http://www.ilkehaberajansi.com.tr/haber/tarihi-ipek-yolu-koprusu-yok-oluyor.html

 

"Türklere Karşı Haçlı Seferleri ve Yarattığı Etkileşim"

E-mail Print PDF

TRT İpek Yolunda programında bu hafta "Türklere Karşı Haçlı Seferleri ve Yarattığı Etkileşim" konusu üzerine sohbet edilecek. Konuğumuz Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Altan Çetin. Sohbetimize katılmak isterseniz 15 Nisan 2014 salı günü saat 17.05'de radyonuzun başına bekleriz.

TRT Radyo 1 Ankara Radyosu İpek Yolunda Programı Salı günü saat 17.05-17.40

İpek Yolunda bu hafta "Türklere Karşı Haçlı Seferleri ve Yarattığı Etkileşim" konusu üzerine sohbet edilecek.Konuğumuz Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Altan Çetin. Sohbetimize katılmak isterseniz salı günü saat 17.05'de radyonuzun başına bekleriz. TRT Radyo 1 Ankara Radyosu İpek Yolunda Programı Salı günü saat 17.05-17.40

https://www.facebook.com/trtipekyolunda

 

Avrupa Konseyi'nden Büyük Ödül

E-mail Print PDF

Baksı "Yılın Müzesi"

Baksı Müzesi

Baksı Müzesi

Baksı Müzesi, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından 2014 yılı için verilen "Yılın Müzesi Ödülü"nü aldı. 3 Aralık 2013 tarihinde Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Kültür Komisyonu'nun Paris'te yaptığı oylama sonucunda Avrupa'nın en prestijli müze ödülünü kazanan Baksı Müzesi, yarışmanın sembolü olan Joan Miro'nun bronz heykelciğini 1 yıl boyunca Bayburt'ta sergileyecek.

Müze ödülü raportörü, Vesna Marjanovic, "Müze, yönetimi ve düzenlediği etkinlikler ile, Avrupa Konseyi Faro Sözleşmesi'nin kültürel mirasın yaşatılmasına yönelik prensiplerinin, yerelde nasıl uygulanabileceğini gösteren çok etkileyici ve ilham verici bir model sunuyor." dedi.

Avrupa Konseyi desteğiyle 1977 yılında kurulan EMYA, Avrupa müzelerinin başarısını ödüllendirmeyi ve yaratıcı modelleri desteklemeyi amaçlıyor. Avrupa Konseyi'nin 47 üye ülkesinden müzelerin başvurabileceği yarışmada, şu ana kadar Liverpool Müzesi (İngiltere), Guggenheim Bilbao Müzesi (İspanya), Salzburg Müzesi (Avusturya), Danimarka Ulusal Müzesi (Danimarka) gibi pek çok önemli müze "Yılın Müzesi Ödülü"nü aldı.

 

ADIYAMAN - CENDERE KÖPRÜSÜ

E-mail Print PDF

Nemrut Dağı tur güzergahında bulunan Cendere köprüsü 1900 yıldır doğa ve insan tahribatına direnerek varlığını sürdürmektedir. Son yıllara kadar ağır araç trafiğine hizmet veren tarihi köprü yaya trafiğine açıktır. Eski adıyla CHABİNAS olan şimdi adıyla Cendere suyu üzerinde bulunan köprü M.S. 1 yy. sonlarında Samsat’ta karargah kurmuş olan Septimius Severus tarafından inşa edilmiştir.

ADIYAMAN - CENDERE KÖPRÜSÜ

Septimius Severus bu muhteşem köprüyü ailesi onura inşa ederek, giriş ve çıkışlarda yer alan sütunları ; güneydekiler sağda bulunan sütunu kendi adına, karşısındaki sütunu eşi ve askerlerin annesi olarak anılan Jullia Domna onuruna, kuzeydeki ve halen yerinde duran sütunu büyük oğlu Caracalla onuruna karşısındaki ve Caracalla tarafından ortadan kaldırılan sütunu küçük oğlu Geta onuruna diktirmiştir. Caracalla’nın taht kavgası sonucu kardeşi Geta'yı ortadan kaldırması ile bu sütun da kaldırılmıştır.

Köprü kemeri 92 adet taş blokun üst üste bindirilmesi ile hiç çimento kullanılmadan inşa edilmiştir. Deprem ve yer sarsıntılarına karşı köprü ve sütunlara esneklik payı sağlanmıştır. Köprü üzerindeki sütünler üzerinde bulunan kitabelerle süslenmiş, köprünün tarihi ve yapılışı hakkında bilgi vermektedir. Aynı şekilde köprü giriş ve çıkışlarında bulunan kitabeler de bu bilgileri vermektedir. Köprünün su seviyesinden yüksekliği 17.85 metre, uzunluğu 117.50 metre, iki sütün arası 5.30 metre iç orta kısım 4.90 metre, köprünün eni 7.80 metredir. Sütunlar yedi adet blok taştan yapılmış yüksekliği 5.95 metredir. Tarihi Cendere – Roma Köprüsü 1951 ve 1997’lerde iki kez restorasyon görmüştür.

ADIYAMAN - CENDERE KÖPRÜSÜ

 

Konya Bedesten Çarşısı

E-mail Print PDF

Konya’da Mevlana Kültür Vadisi Projesi kapsamındaki çalışmalarda 450 bina ve dükkan restore ediliyor.

 

Konya Bedesten Çarşısı

Konya Büyükşehir Belediyesi’nin Mevlana Kültür Vadisi Projesi kapsamında Tarihi Bedesten’de sürdürdüğü restorasyon çalışması devam ediyor. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, Konya ticari hayatının merkezi, Romalılar’dan Selçuklular’a, Osmanlı’dan günümüze binlerce yıllık geçmişe sahip tarihi çarşıdaki çalışmalarla “Bedesten”in eski görkemli günlerine döneceğini ifade etti.

“Tarihi Bedesten Çarşısı Sağlıklaştırma ve Dönüşüm Projesi”nin tarihi bölgedeki 2 bin 687 adet dükkan birimini kapsadığını kaydeden Başkan Akyürek, çalışmaların başladığı günden bugüne 900 bağımsız bölümün restore edildiğini, böylece 300 dükkan ve binanın restorasyonunun tamamlanmış olduğunu, 150 tanesinin restorasyonunun ise son aşamada olduğunu dile getirdi.

Kapalı mekan alanı toplamının yaklaşık 180 bin metrekare olan proje kapsamında çok sayıda türbe, sur duvarı, cami, sokak, okul, medrese ve tescilli yapı olduğunu kaydeden Başkan Akyürek, Tarihi Bedesten’deki çalışmanın dünyada başka bir örneği olmadığını vurguladı. Başkan Akyürek, çalışmanın tamamlanmasıyla ziyaretçi sayısının önemli oranda artacağını, bununla birlikte ticaret hacminin de artarak esnafın cirosunun en az 4 katına çıkacağını ifade etti.

http://www.yapi.com.tr/Haberler/2-bin-yillik-carsi-restore-ediliyor-_109797.html

 

Hansaray - Gözyaşı Çeşmesi

E-mail Print PDF

Hansaray - Gözyaşı Çeşmesi

Hansaray - Gözyaşı Çeşmesi

Han Sarayı'nın içinde destansı bir çeşme: 'Gözyaşı çeşmesi'... Hala tüm şiirselliği ile bir köşede durmaktadır. Mermer işçiliğinin tüm inceliklerinin sergilendiği çeşme hala sessiz sessiz ağlar gibidir. Her ne kadar yeri değiştirilmiş olsa da, damla damla gözyaşlarını akıtırken çıkardığı akustikten eser kalmasa da dünya edebiyatının en ünlü şiirlerinden biri bu çeşme için kaleme alınmıştır. Çar'a başkaldırarak sürgün yıllarını Bahçesaray'da geçiren Puşkin, Han Sarayı'nın bir köşesinde kalırken 'Bahçesaray Çeşmesi' şiirini yazacaktır. Bu şiirde Bahçesaray ismini kullandığı için Ruslar Bahçesaray ismini değiştirmeye cesaret edemeyecektir. Akyar'ın Sivastopol, Akmescid'in Simferopol olmasının aksine... Bahçesaray tıpkı mermer çeşmenin gözyaşı dökmesi gibi içten içe gözyaşı dökerken ismini bu gözyaşları sayesinde koruyacaktır.

Tatar atlılarının cesur akınlarının nal seslerini hatırlatan dizelerinde Han Sarayı'ndaki hüzünlü bir öyküyü anlatacaktır Puşkin. Aslında şair, Bahçesaray Çeşmesi'nin hüznünde kendi Afrikalı köklerini de bulur. Puşkin'inki daha farklı bir hüzündür. Şairin, çeşmenin ve Bahçesaray'ın hüznü, Kırım hanlarının akınlarındaki uğultulardan süzülen şiirsel bir ahenge dönüşür.

Puşkin'in Bahçesaray çeşmesi şiirinin Kırım Tatar lehçesiyle çevirisinde atlarıyla uçarcasına baskına giden süvariler şöyle anlatılır:

'Han sarayı titislenip, boşap kaldı; / Kırım-Giray kene ketti onı taşlap;

Tümen-tümen askerinen yat illerge, / Yat illerge yolga çıktı sefer başlap.

O kene de kasırgalı soguşlarda / Küskünlenip, kanga suvsap at oynata,

Lakin hannın yureginde başka türlü / Duygularnın alevleri gizli yata.'

Bugünün Türkçesiyle Gözyaşı Çeşmesi'ne de şöyle sesleniyor Puşkin:

'Aşk fıskiyesi, ölümsüz çeşme! / Sana armağan olarak iki gül getirdim.

Seviyorum bitimsiz konuşmanı / Ve şiirsel gözyaşlarını senin.

Çiseyen gümüşsü tozların / Serin çiğlerle kaplıyor beni:

Ak, ak durmaksızın sevinçli pınar! / Anlat, anlat bana bildiklerini'

(Çeviri: Ataol Behramoğlu)


http://yenisafak.com.tr/yazarlar/AkifEmre/kirim-ikinci-endulus/50562

 

Sinan'ın 5 asırlık köprüsü ihmal ediliyor

E-mail Print PDF

Her gün yanından binlerce aracın geçtiği Mimar Sinan'ın Halkalı-Güneşli kavşağındaki az bilinen eserlerinden Odabaşı Köprüsü ihmalden çürüyor.

Mimar Sinan'ın Halkalı-Güneşli kavşağındaki Odabaşı Köprüsü

AA muhabirinin sorularını cevaplayan Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi yazarı, tarihçi ve Mimar Sinan'ın eserleri üzerine araştırma yapan Osman Doğan, 17 yıl Osmanlı Devleti'ne yeniçeri olarak hizmet eden Mimar Sinan'ın, katıldığı seferlerin güzergahı üzerindeki şehirleri ve mimari eserleri görme, inceleme fırsatı bulduğunu, ilerleyen yıllarda da gördüklerini tecrübe etme fırsatı yakaladığını anlattı.

Mimar Sinan'ın devlet adamlarınca yaptırılan inşaatlarda çalışarak dülgerlikten yapı ustalığına kadar çıktığını aktaran Doğan, Sinan'ın 1538'de başmimarlığa tayin edildiğini, vefatına kadar 50 yıl bu makamda hizmet verdiğini, Kanuni Sultan Süleyman, Sultan II. Selim ve Sultan III. Murad'ın saltanat devirlerine hakim olan Osmanlı klasik mimari üslubunu en iyi şekilde temsil ettiğini hatırlattı.

Read more...
 

Yeni Camii Hünkar Kasrı Restorasyonuna Avrupa'dan Ödül

E-mail Print PDF

Yeni Camii Hünkar Kasrı Restorasyonuna Avrupa'dan Ödül


İstanbul Ticaret Odası’nın mali desteği ile
2005-2009 yılları arasında, Yeni Cami Hünkar Kasrı’nda gerçekleştirilmiş olan restorasyon çalışması, “2010 Yılı Avrupa Birliği Kültürel Miras Ödülleri” - Europa Nostra’ya layık görüldü.

Europa Nostra’nın her yıl yapılan Avrupa Kültürel Miras Zirvesi ile uluslararası ödül töreninin 8-12 Haziran tarihlerinde İstanbul’da yapılacak olması da, bu sene Türkiye’den bir projenin ödül almış olmasını ayrıca anlamlı kılıyor.

Avrupa Kültürel Miras Kuruluşları Federasyonu Europa Nostra’nın 1978 yılından beri verdiği ve Avrupa'daki en iyi kültürel miras uygulamalarını öne çıkarmayı hedeflediği ödüller, Avrupa Komisyonu’nun Kültür Programı kapsamında, 2002 yılından bu yana Europa Nostra’nın yürütücülüğünde Avrupa Birliği Kültürel Miras Ödülü - Europa Nostra Ödülü adı altında veriliyor. Toplam dört kategoride verilen ödüllere bu yıl 29 proje layık görüldü.

Proje müellifliğini Mimar Hatice Karakaya’nın üstlendiği, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mülkiyetinde olan Yeni Cami Hünkar Kasrı’ndaki restorasyon çalışmaları, geniş bir uzman kadrosu ile dört yılda tamamlandı. 17. yüzyıla ait kasır, İstanbul’da bir cami külliyesi içinde bulunanların en büyüğü olma özelliğini taşıyor.

Read more...
 

Silk Roads

E-mail Print PDF

Reviving the Historic Silk Roads: UNESCO’s new Online Platform

KervanThe term ‘Silk Roads’ refers to a vast network of land and maritime trade and communication routes connecting the Far East, Central Asia, the Indian sub-continent, Iranian and Anatolian plateaus, the Caucasus, the Arabian peninsula and the Mediterranean region and Europe. The incessant movement of peoples and goods along these routes resulted in an unprecedented transmission and exchange of knowledge, ideas, beliefs, customs and traditions over three millennia.

These peaceful exchanges between East and West, which have profoundly shaped and enriched the cultures along the Silk Roads, hold many valuable lessons for contemporary societies about the potential of intercultural dialogue.

In line with its mandate to promote mutual understanding, tolerance, reconciliation and peace through dialogue, UNESCO launched the Silk Roads Project in 1988. In close cooperation with a number of prestigious international partners, UNESCO organized a wide range of activities (e.g., field studies, expeditions, symposia, publications, etc.) to enhance our understanding of the dynamic cultural interactions that forged the diverse identities and heritages of the peoples concerned.

To take full advantage of the immense body of material accumulated during this ambitious project, UNESCO has recently launched a new online initiative, the Silk Road online platform, to compile and disseminate this valuable knowledge for the benefit of academic, cultural and artistic professionals as well as the general public. Moreover, the online platform continues the Silk Road’s tradition and facilitates dialogue, encounters and exchanges among authorities, scholars, artists, educators, tourism professionals, students and youth.

Regional and local communities from more than 55 countries will be involved in this collective endeavour by sharing and promoting their Silk Road archives, publications, photographs and audio-visual documents. Moreover, this platform is expected to contribute to fostering sustainable development within these countries by building national capacities for cultural industries and tourism, and enhancing the visibility of the countless historic sites, cultural events, festivals and traditions that abound along the historical Silk Roads.

This initiative has been launched thanks to the generous support of the Governments of Kazakhstan and Germany. To ensure the continuation of Silk Road Online Platform, additional funding is being sought. UNESCO welcomes contributions from Member States and private donors.

 

BAYBURT - SAAT KULESİ

E-mail Print PDF

Şehrin merkezindeki saat kulesinin yapımına 30 Ekim 1923’te başlanmış ve 29 Ekim 1924’te de bitirilmiştir. Yapımına Tabur Köylü Muhittin Usta başlamış, Rizeli İbrahim Usta da tamamlamıştır. Saat kulesi 21 m. uzunluğunda minare görünümünde olup, çokgen kaide üzerinde sekizgen gövdeli olarak yükselmektedir. Ayrıca şerefesi olan kulenin üzeri kubbe ile örtülmüş ve baldaken şeklinde bir köşke benzetilmiştir.

Bayburt Saat Kulesi

 

Muğla'da tarihi yapı restorasyon bekliyor

E-mail Print PDF

Adı çok sahip çıkan yok

Kadir Tamer

Muğla - MevlevihaneMuğla’da Camiikebir Mahallesi’ndeki Şahidi Camii’nin hemen yanında bulunan halk arasında erenlerin ve dervişlerin kalması nedeni ile ‘Erenler Evi’, ‘Şahidi’nin Evi’ olarak bilinen iki katlı tarihi bina kaderine teslim oldu. Bin 800’lü yıllarda yapıldığı ve 200 yıllık geçmişe sahip iki katlı tarihi ev mülk sahiplerinin aralarındaki anlaşmazlık nedeni ile restore edilemeyince büyük bir kısmı yıkılırken, ayakta kalmayı başaran yapının diğer kısımları ise adeta çöplüğe dönüştü. Şahidi Cami’nin hemen yanında bulunan tarihi yapının Şadi Türbesi olarak kültür turizmine açılmak istendiği, fakat mülkiyet sorunu nedeniyle konakla ilgili restorasyon çalışmasına bir türlü başlanılamadığı iddia edildi.

Mahalle halkı tepkili

200 yıllık geçmişi bulunsan tarihi binanın son hali ise mahalle halkının tepkisine neden oldu. Mahalle sakinleri mülkiyet sorunun çözülememesi nedeni ile kaderine terk edilen tarihi evin restore edilebilmesi için yerel yönetimlerin bir an önce harekete geçmelerini istediler.

Şahidi Camii’nin hemen yakınında bulunan tarihi evin şu anki durumunun kötü bir görüntü oluşturduğunu belirten mahalle sakinleri, “Evin bulunduğu yerde çocuklarımız oyun oynuyor. İnsanlar bu evin bulunduğu sokaktan işlerine gidiyor. 200 yılı geride bırakmış olan bu konak çökme tehlikesiyle karşı karşıya. Böylesi bir tarihi yapıya sahip çıkılması gerekiyordu” dediler.

Muğla Erenleri ile yaptığı çalışmalarla tanınan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Namık Açıkgöz, Şahidi Cami’nin hemen yakınında bulunan tarihi evle ilgili olarak net bir bilginin bulunmadığını ancak halk arasında bu evin erenler tarafından kullanıldığı yönünde ki bilgilerin doğru olabileceğini kaydetti.

Mevlevi tekkelerin yakınlarında dervişlerin konaklayacağı yerler bulunduğuna dikkati çeken Namık Açıkgöz, “Klasik Mevlevi geleneğinde semahane, mutfak ve derviş evleri bulunmaktadır. Ancak burada Semahane var ama mutfak ve derviş evinin nerede olduğu bilinmiyor. Halk arasında da bu tarihi evin dervişler tarafından kullanıldığı yönünde bir takım bilgiler var. Evin 200 yıllık geçmişi olması, Şahidi Camii’nde mutfak ve derviş evlerinin bulunmayışı bu iddiaları kuvvetlendiriyor. Böylesi bir tarihi yapının bu hali üzücü bir olay. Bir an önce restore edilmeli” dedi.

Birçok adı var

Camikebir Mahallesi’nde ki Şahidi Camii’nin yanında bulunan tarihi bina birçok isimle adlandırılıyor. Halk arasında ise bu tarihi ev Erenler Evi ve Şahidi Hazretleri’nin kaldığı ev olarak adlandırılıyor.

http://www.hamlegazetesi.com.tr/adi-cok-sahip-cikan-yok/#sthash.cX7MWeOV.dpuf


 

NİĞDE- ULUKIŞLA SADRAZAM MEHMET PAŞA KERVANSARAYI

E-mail Print PDF

Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olan eser Sadrazam Mehmet Paşa tarafından 17. yy. başlarında yaptırılmıştır. Onarımı tamamlanan yapı kültürel amaçlı olarak hizmet verecektir.

 
  • «
  •  Start 
  •  Prev 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Next 
  •  End 
  • »


Page 1 of 16


RESTORASYON / KORUMA

ARKEOLOJİ

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

We have 42 guests online

nakliyat evden eve nakliyat evden eve nakliyat gebze evden eve nakliyat