|
Bedestenler, Kervansaraylar, Hanlar; Ticarî Yapılar ve Ticaret Tarihi
|
KONYA EREĞLİ RÜSTEM PAŞA KERVANSARAYI |
|
|
|
|
Konya Ereğli ilçesinde, Ulu Cami yakınında çarşı içerisinde bulunan Rüstem Paşa Kervansarayı Kanuni Sultan Süleyman döneminde Sadrazam Rüstem Paşa tarafından 1552 yılında yaptırılmıştır. Mimar Sinan’ın eseri olan bu kervansaray 1990’lı yıllarda yapılan onarım ile orijinal durumunu koruyarak günümüze gelebilmiştir.
Kervansaray Mimar Sinan’ın yapmış olduğu diğer kervansaraylarla karşılaştırıldığında, bu yapının değişik bir plan düzeninde olduğu görülmektedir. Dikdörtgen planlı kervansarayın revaklı bir avlusu, arkasında tonozlu odaları bulunmaktadır. Ana girişin önündeki alçak bölüm, ortada giriş eyvanı, sağında ve solunda daha küçük ölçüde bir eyvan bulunmakta olup, onu üçer oda izlemektedir. Kervansarayın büyük ahır bölümünün önünde bir sıra halinde konuk odası bulunmaktadır. Bu oda yapının geniş avlusuna açılmaktadır. Ahır bölümü yapının ortasındaki dört fil ayağının taşıdığı geniş mekândır. Burası mazgal pencerelerle aydınlatılmıştır. Bu plan şekli ile Rüstem Paşa Kervansarayı menzil hanları ile yakın benzerlikler göstermektedir. Tonozlu bölümler on iki adet olup, içlerinde ocakları bulunmaktadır.

Yapının ana duvarları kesme taştan yapılmış, kemerlerde yer yer tuğlalar kullanılmıştır. Kervansarayın iki giriş kapısı bulunmakta olup, bunlara Bağdat Kapısı ve Konya Kapısı isimleri verilmiştir. Kervansarayın tümünün üzeri iki bölüm halinde yekpare bir beşik tonozla örtülüdür.
Kervansaray Cumhuriyet döneminde askerlik şubesi ve kitaplık olarak kullanılmış, bir ara belediye buradan yararlanmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün yapmış olduğu onarımdan sonra içerisindeki dükkânlar kiraya verilmiştir. |
|
|
Darende'deki Yusuf Paşa Bedesteni Restore Edildi |
|
|
|
Malatya'nın Darende ilçesinde bulunan 250 yıllık tarihi Yusuf Paşa Bedesteni Malatya Vakıflar Bölge Müdürlüğünün onarımından sonra "Hayır Çarşısı" olarak açıldı.
Bedestenin eski ve yeni görünümleri

Harabe olmuş halinden 2008 yılında Vakıflar Bölge Müdürlüğünün tadilatıyla kurtulan tarihi çarşı bu günlerde neşeli günlerini yaşıyor. Karşılıklı 30 dükkanın bulunduğu bedestende ihtiyaç sahibi aileler ve öğrenciler yararına açılan hayır kermesiyle yoğun anlarından birini yaşıyor. Şefkat Gülleri tarafından organize edilen kermesi Darende Kaymakamı Vural Karagül, Belediye Başkanı Memduh Önal ve Mütevelli Heyet Başkanı Hamidettin Ateş'in yanı sıra daire amirleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Hayır çarşısının açılışında konuşan Darende Kaymakamı Vural Karagül, eskiden bedesten olan çarşının harabe bir halden kurtularak yeni yüzüne kavuşmasıyla bir tarihin daha ayağa kalktığını söyledi.
|
|
Devamını oku...
|
|
Prof. Dr. İdris Bostan’ın 25 yıllık bir çabaya dayanan araştırmaları, açık ve kesin bir biçimde ortaya koyuyor ki, Türkler asla sırtlarını denize dönmemişler ve Osmanlı denizciliğinin boyutlarını uluslararası bir düzeye taşımışlardır.
Erhan Afyoncu, İdris Bostan ile konuştu ve Bostan’ın şu sıralar piyasaya çıkan kitabının can alıcı noktalarını öne çıkardı…
Tarih boyunca, Türklerin hep denizlerden uzak kaldığı anlatılır. Bunun nedeni, denizcilik tarihimizle ilgili fazla araştırma yapılmamış olmasıdır.
Osmanlı denizciliği konusunda 25 yıldır arşivlerde araştırmalar yapan ve bu alanda, dünyadaki birkaç uzmandan biri olan Prof. Dr. İdris Bostan’ın Nisan 2005’te Bilge Yayınları arasında çıkan ‘Kürekli ve Yelkenli Osmanlı Gemileri’ isimli yapıtı, denizciliğimize nasıl da haksızlık ettiğimizi, bilgi ve belgelerle ortaya koyuyor.
Prof. Dr. İdris Bostan, araştırmalarına dayanarak, Osmanlıların Akdeniz’deki bütün gelişmeleri takip ettiklerini ve en büyük gemileri inşa etmekte hiç de zorlanmadıklarını ortaya koyuyor.
İdris Bostan’ın da altını çizdiği gibi, 1571 İnebahtı, 1770 Çeşme ve 1827 Navarin deniz muharebelerinde, Osmanlı donanmasının tamamının imha olduğu mağlubiyetlerden sonra bile, çok kısa sürelerde eskisinden geri kalmayacak yeni donanmaların inşa edilmesi, Osmanlı denizciliğinin gücünü gösteriyor.
Osmanlı denizciliği konusundaki yüzlerce desen, resim, gravür ve minyatürle bezenmiş ‘Kürekli ve Yelkenli Osmanlı Gemileri’ adlı yapıtıyla denizciliğimize farklı bir bakış açısı getiren Prof. Dr. İdris Bostan, kitabının Önsöz’ünde şu çok çarpıcı satırlara yer veriyor: “İmparatorluğun son dönemlerine kadar, gemi inşa sanayiini kendi imkânları ile yürütmeyi başaran Osmanlıların, çağdaşı devletlerin hiçbirinde görülmeyen bu üstünlüğü bile henüz yeterince incelenmemiştir.”
|
|
Devamını oku...
|
|
Osmanlı Dönemi Türk-Ceneviz Ticareti |
|
|
|
|
Ceneviz, henüz Osmanlı Beyliği tarih sahnesine çıkmadan önce, Akdeniz, İstanbul ve Karadeniz’deki kolonileriyle ticarette önemli bir konum elde etmişti. Bu konumunu bazı kesinti dönemlerine rağmen, İstanbul’un fethinden kısa bir süre sonrasına kadar sürdürdü.
Kate Fleet’in yakın zaman önce Türkçe’ye kazandırılan kitabı “Erken Osmanlı Döneminde Türk Ceneviz Ticareti” Türkiye İş Bankası Yayınları arasından yayınlandı. Kitapta Ceneviz ve Osmanlı arasındaki ticaret vesikalar ışığında ele alınıyor. Ayrıca Aydın ve Saruhan gibi Anadolu Beylikleriyle vuku bulan ticari münasebetler, Ceneviz’in ticari yetenekleri açısından söz konusu ediliyor.
Osmanlı Öncesi
Kitabın kapsamına giren yüzyıllar (13. ve 14. yy) arşiv malzemeleri ve özel kayıtlar açısından oldukça fakir olduğundan ticaret gibi karmaşık ilişkiler ağını ortaya çıkarmak çok kolay bir uğraş olarak görülmemelidir. Dolayısıyla Fleet’in çalışması çoğunlukla Ceneviz noter kayıtlarına dayanmakla beraber, elde var olan kısıtlı belgelerin tamamına bakıldığı görülmektedir.
Osmanlı – Ceneviz ticareti ele alındığında, dolayısıyla Ceneviz’in İslam dünyasıyla ilişkisi ortaya çıkmaktadır. Osmanlı Devleti, özellikle 14. yüzyılın ikinci yarısından sonra, bulunduğu konum itibariyle Ceneviz, Venedik gibi deniz tüccarlarının Anadolu Beyliklerine giriş kapısı durumundaydı.
12. yüzyıldan itibaren Anadolu’nun hâkimi Selçuklular idi. 13. yüzyıl ortalarından (1243) itibaren Anadolu’nun çoklu siyasi yapısı içinde Cenevizlerin kolonileri, daha çok beylikle anlaşma imzalaması ve ticaretini tehlikeye düşürmemesi gerekiyordu. Ayrıca Ceneviz – Venedik ticarî çekişmesinin İtalya’dan Akdeniz’e taşındığını, neredeyse adım adım birbirlerini takip ettiklerini düşünürsek, Ceneviz’in ticaretini koruması için siyasî anlamda oldukça esnek olması gerektiği ortaya çıkmaktadır.
|
|
Devamını oku...
|
|
Osmanlı İzinde Yarım Asır |
|
|
|
|
Hollandalı sanat tarihçisi Prof. Dr. Machiel Kiel, Osmanlı torunlarını utandıracak kadar Osmanlı hayranı. Evliya Çelebi gibi yarım asırdır Balkanlar’daki Osmanlı eserlerini kayıt altına alan Kiel’in sıra dışı hikâyesi…
"AYVERDİ BENİ FATİH’TEKİ EVİNDE AĞIRLARDI
1971’de Ekrem Hakkı Ayverdi’nin Balkanlar üzerindeki makaleleriyle karşılaşır. Onunla tanışmak ve çalışabilmek için bir mektup yazar. Ayverdi de olumlu bir cevap yazar. Kiel, daha sonraki yıllar bazı konularda onun yardımına başvurur. Hatta Ayverdi daha sonraları onun için “çok parlak bir genç” nitelemesinde de bulunur: “İlk tanışmamız ona yazdığım mektupla oldu. Birkaç kez yeni bulduğum kitabeleri ona okuttum. Bana yardımcı oldu, Fatih’teki evinde misafir etti. Ayverdi çok şey yaptı. Onun gibi biri daha gelmedi. Profesör Abdüsselam Uluçam da çok iyi; ama Ayverdi bambaşka biriydi. Ayverdi gibi bir desteğim olsa çalışmalarım daha da artardı."
‘Evliya Çelebi gibi 50 yıldır Balkanlar’ı gezdim, gördüm ve yazdım. Osmanlı eserlerinin içler acısı durumunu rapor ettim yetkililere. Saha çalışmalarında eserlerin fotoğrafını çektiğim için dayak da yedim, hapse de atıldım… Bir kavga veriyorum barbarlığa karşı, siz de sahip çıkın… Çünkü önlem alınmazsa 10 yıl içinde Balkanlar’da eser kalmayacak.’
Bu sözler bir Türk vatandaşına değil, Hollandalı Sanat Tarihçisi Prof. Dr. Machiel Kiel’e ait. Hayatını Balkanlar’daki Osmanlı eserleri ve belgelerini araştırmaya adayan Kiel, tam bir Osmanlı mimarisi hayranı. İlerleyen yaşına rağmen her imkân bulduğunda soluğu Balkanlar’da alan bir saha araştırmacısı. 1959’da henüz 21 yaşındayken başladığı Balkan çalışmalarında 50. yılını tamamlamış. Arşiv ile saha çalışmalarını birlikte yürütmesi de, kendisini daha başarılı kılmış.
|
|
Devamını oku...
|
|
İlk Boğaziçi Köprü Projesi |
|
|
|
|
İlk Boğaziçi Köprü Projesi, Sultan İkinci Abdülhamid döneminde yapıldı. 1900 yılında, Anadolu Hisarı ile Rumeli Hisarı arasında bir köprü kurulması için Bosphorus Railroad Company adlı şirket çalışmalara başladı. Köprü üzerine demiryolu döşenmesi de planlanmıştı. Böylece, Avrupa'dan kalkan bir tren Bağdat'a kadar gidebilecekti.
 Arnodin'in Kandilli-Rumelihisarı Köprüsü önerisi - 1900)
Bir Metropol Alanın Tanımlanması: Arnodin'in Çevre Yolu
Osmanlı başkentine ulaşan ilk demiryolu 1873’te Boğaz’ın Asya yakasında tamamlandı. Haydarpaşa ile İzmit, yaklaşık 100 km.lik bir demiryoluyla birbirlerine bağlanırken Avrupa yakasında, İstanbul-Edirne hattı 1875’te tamamlandı. 2. Abdülhamid döneminde, özellikle 1880’lerden sonra, yabancı imtiyaz sahipleri ve şirketlerin devreye sokulmasıyla, demiryolu inşaatında adeta bir patlama yaşanmıştı. Bu şirketlerden biri, Compagnie Internationale du Chemin de Fer de Bosphore, kentin çevresinde bir çevre yolu yaparak, Asya ile Avrupa yakalarını iki köprüyle birbirlerine bağlamayı önerdi. Projeyi hazırlayan Fransız mühendis Arnodin, 1900 yılı Mart ayında yazılı bir açıklamayla birlikte padişaha sundu. Projede, yeni yolu gösteren bir harita üzerinde köprüler belirtilmiş, ayrıca köprüler çizilmişti.
Arnodin'in Sarayburnu-Üsküdar Köprüsü Projesi - 1900
Projenin başlıca amacı, Avrupa ile Asya arasında demiryolu bağlantısı sağlamaktı. Ancak, yaya ve araç trafiğinin de düzenlenmesi öngörülüyordu. Böylece bu proje, yeni bir demiryolu projesinin sınırını aşarak, kentsel hatta bölgesel bir tasarım haline dönüşüyordu.
|
|
Devamını oku...
|
|
KAYSERİ BÜNYAN - KARATAY HAN |
|
|
|
|
Kervansaray 1240-41 yılında Selçuklu devlet adamlarından Celalettin Karatay tarafından yaptırılmıştır. Yapı yazlık ve kışlık bölümlerinden oluşmaktadır. Yazlık kısmı avluludur. Kışlık kısmının üzeri tamamen kapalıdır.
Yazlık kısmının cepheden dışa taşkın taç kapısı geometrik, bitkisel motifli bordürler, insan ve hayvan tasvirleri ile dikkat çekmektedir. Yazlık kısmında mescit ve hamam gibi bölümler yer almaktadır. Kışlık kısmı enine yedi neflidir. Neflerin üzeri beşik tonoz örtülüdür. Orta nefin merkezine piramidal külah örtülü kubbe yerleştirilmiştir. Yapının duvarları yonu taş kaplı, duvarlar dıştan payandalarla desteklenmiştir.

|
|
AFYON İHSANİYE - DÖĞER KERVANSARAYI |
|
|
|
|
Kervansaray Mahallesindeki Atatürk Meydanının kuzeyinde doğu-batı doğrultulu güneye bakan ön yüzlü develik ve han olmak üzere iki bölümlü, üzeri kesme taş örtülü çatılı bir kervansaraydır. İki büyük kapı ile her iki bölüme girilir. Han bölümü iki katlı olup daha yüksekçedir ve ortası üçgen kırma çatılı, her iki yanı piramidal külahlıdır. Külah çevresinde bacalar yükselir. Develik bölümü ise üçgen kırma çatılıdır.
Kervansaray'ın, II. Murat’ın Karamanoğulları seferi dönüşünde (H. 837-M.1434 yılında) yaptırmış olduğu Afyon Müzesi şeri sicillerindeki bir kayıttan anlaşılmaktadır.
Ayrıntılı Tanım :
Kesme taş duvarlar taş kaplamalı, kırma çatılı, iki katlı ve iki bölümden oluşmaktadır.

Birinci bölüm iki katlıdır. Giriş güney cephede tam ortadadır. Kapalı olan girişi silme sivri kemerli ve beşik tonozludur. İki yan duvarda birer sivri kemerli niş ve nişlerin ortalarında birer pencere (Demir- Parmaklıklı) vardır. Kapı silme basık kemerlidir. Zemin kat ortadaki dört adet fil ayak ile yan duvarlardaki on adet yalancı fil ayaklarının üzerine oturan kemerler ile ona bölünmüştür. Kısa kenarlardaki ikişer bölüm çapraz tonoz diğer bölümler beşik tonozla kapanmıştır. Fil ayakları ve duvarlar üzengiye kadar kesme taş üst tarafı tuğladır. Cümle kapısının tam karşısında kesme taştan yapılmış ve on basamağı halen bulunan üst kata çıkış merdiveni yer almaktadır. Bugün üst kata çıkış iptal edilmiştir. Merdivenin altı tonoz şeklinde açıktır. İki kısa kenarda ikişer adet mazgal pencere yer almaktadır.
Üst Kat; zemin kattan merdivenle Doğu-Batı doğrultusunda uzanan üst kat sofasına çıkılır. Sofanın kuzey duvarı ve beşik tonozu depremde yıkılmıştır. Sofa dört kemerle beş bölüme ayrılmıştır. Kemerler yalancı fil ayakları üzerine oturmaktadır. Doğu ve batı duvarlarda birer mazgal pencere yer almaktadır Üst katın güney yanında beş adet oda yer alır İki köşede kare planlı kubbeli sekizgen kasnak üzerine oturmuş piramidal külahlı birer oda vardır. Kubbe ve troplar tuğla olup duvarlar, kasnak ve külah kaplama kesme taştır. Bir baca, bir niş, bir mazgal pencere, bir pencere vardır. Kubbeli odaların yanındaki odalar Doğu-Batı doğrultusunda daha alçak basık tonozludur. Güney duvarında ikişer adet mazgal penceresi birinin doğu, diğerinin batı duvarında ocakları karşılarında ikişer adet niş yer almaktadır. Ortadaki oda eyvan tipinde tonoz örtülüdür. Sofaya bir sivri kemerle açılır. Güney duvarında ortada bir mihrap, mihrabın iki yanında birer adet mazgal pencere yer almaktadır. Tonoz tuğla ile yapılmıştır.
İkinci bölüm develiktir Giriş güney cepheden kapalı olarak eyvan biçiminde yapılmıştır Beşik tonozlu olan kapalı girişin dışarıya açılan güney kısmı sivri kemerlidir. Kapı ise yuvarlak kemerlidir. Kapı kemerinin üzerinde bir kitabe boşluğu yer almaktadır. Girişin doğu ve batı duvarlarında birer adet sivri kemerli niş vardır. İç mekan doğu-batı doğrultusunda uzanmaktadır. Beşik tonoz örtülüdür. Altı adet yalancı ayaklara oturan kemerler iç mekanı yedi bölüme ayırtmıştır Her kemerde bir altta bir üstte olmak üzere iki adet ahşap gergi hatılı vardır. Fil ayakları birer düz kaide üzerine oturmakta ve üzenginin üst kısmına kadar kesme taş olarak yapılmıştır. Kemerler tuğladır. Duvarlar ve tonoz sıralı moloz taştan yapılmıştır.
Güney duvarındaki ayakların aralarında ocaklar yer almıştır. Doğu duvarında iki mazgal pencere vardır. (Bu duvar birinci bölümün duvarıdır, ikinci bölümü daha sonra ilave edilmiş olduğu anlaşılmaktadır.) Diğer iki cephe ise sağırdır.
Taş kaplamalı kırma çatı örtülüdür. Yan odaların duvarı orta bölüme oranla yüksekçe yapılmış olup sekizgen kasnak çevresinde bacalar yükselmektedir.
1940 yılında çatı kaplamasının onarımı yapıldığı, külah üzerindeki taşa konan tarihten anlaşılmaktadır.
|
|
ADANA CEYHAN - KURTKULAĞI KERVANSARAYI |
|
|
|
|
Kervansaray 17. yüzyılda Hüseyin Paşa tarafından yaptırılmıştır. Yapı daha sonra Mimar başı Mehmet Ağa tarafından onarılmıştır.
Yapı 45.75x23.60 m. boyutlarında enine dikdörtgen planlıdır. İçte iki sıra halinde uzanan ayaklar birbirine sivri kemerle bağlanmıştır. Ayaklar ve sivri kemerler de yapının üzerini örten beşik tonozları taşımaktadır. Duvarlar yonu taşı kaplıdır. Duvarlar kuzey ve güney cephelerde payandalarla desteklenmiştir. Yapının giriş kapısı doğu cephede yer almaktadır.

|
|
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 ve 4 |
|